Cildi canlandıran nane maskesi

8 Nisan 2014 Salı
Cildi canlandıran nane maskesi Cildi canlandıran nane maskesi Hava değişimlerinden ve makyajdan yorulan cildinizi kolayca canlandırmak için Uzman Estetisyen Pervin Dinçer’in önerdiği nane maskesini haftada 3 kez uygulayarak daha canlı bir cilde sahip olacaksınız. Nane maskesi cildi serinletir ve canlandırır, yorgun cildi rahatlatır ve kendine getirir. Karma ciltler ile yorgun ciltlere uygun bir maskedir. Nane maskesini hazırlamak için büyük bir tutam naneyi bir cezvede bir miktar su ile demleyip soğumaya bırakın. Sonra 1 yemek kaşığı demlenmiş naneyi 2 kahve kaşığı nemlendirici krem ile karıştırıdıktan sonra cildinize maske şeklinde uygulayın ve cildinizde 10 dakika bekletin. İyi sonuç almak için Nane maskesini haftada üç kere uygulamalısınız.
Devamını oku »

Ahmet Maranki kürleri

Ahmet Maranki'nin televizyon programlarında açıkladığı bilgileri bilgi paylaştıkça çoğalır ilkesiyle sizlerle paylaşıyoruz. Ahmet Maranki Yüzyıllardır bilinen, eskimez tıp kitaplarında yüzyıllar önce yazılmış, atalarımız tarafından uygulanarak günümüze kadar ulaşmış bitkisel kürleri açıklıyor. Ahmet Maranki doğal bronzlaştırıcı güneş yağı Selülit için masaj yağı Ahmet Maranki sivilceler için soğan suyu kürü Aşırı adet kanamalarını azaltmak için ergenlik sivilceleri için Sivilce İçin Kil Maskesi Kadınlardaki cinsel soğukluk için kuru incir-iğde kürü Nasır için bitkisel kür Adet söktürücü bitkisel çaylar ürtiker-kurdeşen hastalığı reflü ve ülser için havuç kürü romatoid artrit için söğüt kürü keçi gribi için hünnap kürü Bedendeki radyasyonu atmak için kür Bağırsak kurtları için havuç suyu kürü şifalı taşlar ve faydaları erkeklerdeki kısırlık için kür menopoz için bitkisel kür Firavunların güzellik sırrı astım bronşit nefes darlığı tedavisi Tuz Lambalarının Faydaları Kozmik İksir Hemoroid için incir kürü Bağırsak kurdu için bitkisel çözümler Kozmik Beden Temizliğinin Faydaları Mide hastalıkları için bitkisel çözümler Mide hastalıkları için bitkisel çözümler Yüz felci için bitkisel çözümler Zatürre için bitkisel çözümler El ve ayak titremeleri için bitkisel öneriler Dalak rahatsızlıkları için bitkisel çözümler varis için bitkisel çözümler MS hastaları için bitkisel çözüm önerisi Böbrek iltihabı için bitkisel çözümler Meme kanseri için bitkisel destekler böbrek hastaları için bitkisel çözüm Epilepsi-sara için pratik bitkisel çözümler Anemi - kansızlık için bitkisel çözümler Ahmet Maranki Doğal ruj tarifi Eskimez metodlarla hastalıkları tedavi yolları Hastalıkların tedavisi ilaç kullanmak ya da elle müdahale yapılarak sağlanır. Bu şöyle açıklanabilir; ilaç ile olan tedavi bedenin hem içinden ve hem de dışından yapılır. Vücudun içinden yapılan tedaviler, kusmayı kolaylaştıran otlar veya kabızlığı sağlayan tutucu otlar ile gerçekleşir. Bedenin dışından olan tedaviler ise bedenden çıkanı tutan kan tutucu otlar veya mizacı değiştiren su banyoları, merhemler, yakılar ile yapılabilir. Kırık sarmak, kan almak, göz kapağını kesmek gibi tedavi yolları elle yapılan tedavilerdir. Hastayı ilaç ile tedavi eden doktor hastalığın cinsi, nedeni, gücü ve zayıflığı, sağlığın mizacı, hastalığın mizacı, hastanın yaşı, hastanın itiyatları, yaşadığı şehrin havası, rüzgarların zararlı olduğu zamanlar ve hava durumu gibi etmenlere dikkat etmelidir. İlacın özellikleri, etki derecesi ya hastalığın özelliklerinden ve derecelerinden ya bedenin mizacından ya da yaşanılan şehrin özelliklerinden anlaşılmaya çalışılır. Çok sıcak tabiattaki hastalık, soğuk tabiatlı otla tedavi edildiği gibi sıcak mizaçlı kişide hareret oluştuğu zaman mizacını biraz soğutmak gerekir. Soğuk mizaçlı kişiye soğuk hakim olursa mizacını ısıtmak gerekir. Eskimez metodlarla ilacın vücuda hangi yönden verileceğinin tesbiti Vücutta hastalık baş gösterdiğinde hasta organa en yakın yerden tedaviye çalışılır. Uygun ilacı seçme yolu hastalığın muhtevasına ve zayıflığına bakarak açıklanmaya çalışılır. Hastalık ağır veya hafif olduğunda ona göre ilaç vermek gerekir. Organların tedavisinde kullanılacak ilaçlar organın mizacından, yaradılışından, gücünden ve durumundan olmak üzere 4 yolla anlaşılır. Her bir oranın doğal bir mizacı vardır.Bu nedenle her organın sağlıkta ve hastalıkta mizaçlarını bilmek gerekir. Ancak bu sayede hastanın mizacını, sağlıklı haldeki mizacına döndürmek mümkün olabilir.
Devamını oku »

Kozmik Beden temizliği ile 10 yaş gençleşin

Kozmik Beden temizliği ile 10 yaş gençleşin Kozmik Beden temizliği ile 10 yaş gençleşmenin yolları Kozmik Beden temizliği senede 2 defa uygulanır. Sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde dolunay olduğunda ayın çekim gücünden yararlanılarak, bedenimizdeki suları da çekeceği varsayılarak bu uygulama yapılıyor. Kozmik Beden temizliği Kalın bağırsağımız, safra kesesi, karaciğer, akciğerler, pankreas ve dalak gibi organlarımızı temizleyerek hücrelerimizin 10 yaş gençleşmesini sağlayabiliyor. Kozmik Beden temizliği hangi hastalıklara karşı etkili : - Kozmik Beden temizliği Hepatit B ve hepatit C, mide hastalıkları, ülser, reflü, Kanser, kalın bağırsak rahatsızlıklarında, hemoroit, safra kesesinde oluşan taş ve kumlara karşı da oldukça etkili bir uygulamadır. Uygulanacak bu kürle bağırsaklar, sindirim sistemi arındırılarak rahatlıyor. Kozmik Beden temizliği nasıl yapılır? Sabah: Kırmızı pancar, Lahana, yeşil elma, havuç ve bunlarla beraber içinde bulunulan mevsime göre maydanoz ve ıspanağın çiğ olarak katı meyve sıkacağı ile suları sıkılacak. Kahvaltı yapılmayacak onun yerine her sabah hazırlanan bu karışımdan 2 su bardağı vücut sıcaklığında olacak şekilde ve içine vitaminlerin daha çok emilmesini sağlamak için 1 tatlı kaşığı zeytinyağı eklenerek yudum yudum içilecek. Not: Suyunu sıkacağınız sebzelerin içeriğinde bulunan vitaminler yağda çözündükleri için karışıma mutlaka zeytinyağı eklenmeli, aksi taktirde vitaminlerden etkili bir şekilde faydalanmanız mümkün olmaz. Öğlen: İçinde bulunulan mevsimde yetişen sebzeler 5 dakika kadar hafif haşlanıp tüketilecek suları da içilecek. Akşam: sebze çorbası ve salata dışında başka bir şey tüketilmeyecek... Kür boyunca tüketilmemesi gereken yiyecekler Konsantre gıdalar, Hayvansal gıdalar et süt yumurta, peynir, ekmek, şekerli ürünler ve şeker, kahve ve siyah çay, kolalı içecekler tüketilmeyecek gıdalar arasında sayılabilir.
Devamını oku »

Ağız kokusunun nedenleri nelerdir

7 Nisan 2014 Pazartesi
Ağız kokusunun nedenleri nelerdir ? Ağız kuruluğu ( Xerostomia ) : ağızdan nefes alma , kullanılan bazı ilaçlar , tükürük bezindeki bazı problemler sonucunda tükürük bezlerinin yeterli üretim yapmaması Dişlerin fırçalanmamış olması ( yemek artıkları , koku veren yiyecekler ) Dişlerdeki çürükler Dişlerdeki iltihaplar Diş etindeki iltihaplar ve diş taşları Eskimiş ve deforme olmuş , yeterince temizlenmemiş hareketli ptotezler Hatalı yapılmış veya deforme olmuş olan kron-köprüler Sigara , tütün kullanımı Ağız ve dişlerde bir sorun yoksa diğer nedenler nelerdir ? Solunum yollarındaki iltihabi rahatsızlıklar ( bademcik , boğaz , sinüs ve akciğer iltihapları ) Sindirim sistemindeki bazı rahatsızlıklar ( gastrit , ülser gibi mide sorunları ) Sistemik hastalıklar ( Diabet ( şeker hastalığı ) , böbrek hastalıkları ) Yapılması gerekenler nelerdir ? Dişlerin ( her yemekten sonra doğru bir şekilde ve yeterli sürede ) fırçalanması Diş aralarının ( günde bir kez ) diş ipi veya basınçlı su ile temizlenmesi Dilin fırçalanması Ağız ve boğazın anti-mikrobial gargaralar ile temizlenmesi ( floridli gargaralarla değil ) Porselen köprülerin altının ( en az günde bir kez ) arayüz fırçası ile temizlenmesi Hareketli ( takıp-çıkarılabilen ) protezleri her yemekten sonra fırçayla temizlemek , yatmadan önce suya koymak 6 ayda bir düzenli olarak diş hekimine kontrole gitmek Ağız ve dişlerdeki tüm sorunların giderilmesi Sigara kullanmamak Ağız kokusundan 10 adımda kurtulun Nefeste oluşan kötü koku büyük oranda ağız içi kaynaklıdır. Ancak bu durum sadece sizi değil, çevreniz için de çekilmez olabilir. Bu durumda sakız çiğnemek bile kokunun giderilmesinde avantaj Ağız içi bir enfeksiyon, ilerlemiş bir dişeti hastalığı ya da sadece ağız içinde birkaç saatten fazla kalmış gıda artıklarına yerleşen bakteriler kokuya sebep olur. Diş Hekimi Doğan Kontacı’ya göre alınacak 10 önlemle beraber ağız kokusu ortadan kalkabiliyor. Ağız kokusunun öncelikle sebebi teşhis edilmeli ve buna göre tedavisi yapılmalı. Ağız kokusunu önlemek için 1-Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun Diş çürükleri, diş eti iltihapları ağız kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Bu nedenle diş hekimizin önerilerini mutlaka dinlemelisiniz. 2- Protezleri kontrol ettirin Ağız içinde var olan eskimiş köprü ve protezle zamanla gıda birikmesine yol açacağından kötü kokulara neden olabilir. Bu durumlarda yenilenmesi gerekenleri değiştirmeli, eksik olan dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yaptırmalısınız. 3-Tarçın kullanın İçeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanabilirsiniz. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silahtır. 4-Asla burnunuz tıkalı uyumayın Sinüzit gibi hava yolu rahatsızlıkları ve burun tıkanmasına neden olan diğer durumlar geceleri ağızdan nefes almamıza neden olur. Bu durum ağzı ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur. Bu nedenle burnunuz tıkalı uyumayın. 5-Lokmaları iyi çiğneyin Bu sayede yiyeceklerle tükürük salgısı iyice karışır ve ağızda yemek parçası kalma olasılığı düşer. Daha çok çiğneme hareketi daha çok bakterinin yerinden koparak mideye gitmesine yardımcı olur. 6-Diş ipi kullanın Diş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerlerdeki bakteri ve yemek artıklarını sökebilirsiniz. Özellikle diş gövdeleri arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları hızlı bakteri çoğalmasına neden olabilir. 7-Sigara içmeyin Sigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğundan ağız kokusuna sebep olur. Ayrıca diğer bir ağız kokusu nedeni olan diş eti hastalıklarına da zemin hazırlar. 8- Bol su için Özellikle yaşla artan vücut kuruması pek çok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek onlarca diğer yararının yanında dilinizin kurumasını da önleyerek ağız kokusu ile mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabilir. Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk yardımcıdır. 9-Sakız çiğneyin Tükürük ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antibiyotikler vardır. Bu nedenle şeker gibi bazı hastalıklarda, pek çok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkan kuru ağızlar daima kötü kokuludur. Gece boyunca tükürük salgısı azalır ve ağzınızın içindeki yemek parçacıkları uzun süre burada durur. Bakteriler de onları afiyetle kullanır ve çürütür. Böylece sabahları ağzınız kötü kokabilir. Şekersiz sakız tükürük salgınızı arttırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. 10 – Şeker tüketiminizi azaltın Beyaz un, beyaz şeker, glukoz/fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır gıdalar ağız içindeki bakteriler için inanılmaz bir hazinedir. Basit şekerler (atıştırmalık tüm şekerli gıdalarda olduğu gibi) diş çürüklerine neden olur ve ağız sağlığını büyük bir süratle bozarlar. Ağız içi kokularda çürük dişleri çektirin Tüm diş çürükleri tedavi edilmeli. Diş eti hastalığı tedavi edilmeli. Dişeti cebi ve diş taşları elimine edilmeli. Gömük ve yarı gömük 20 yaş dişleri çekilmeli. Hatalı yada eskimiş köprü ve protezler yenilenmelidir. Böbrek yetmezliği önemli nedenler arasında Özellikle sinüs ve akciğer kaynaklı enfeksiyonlarda, Şeker hastalığı (aseton kokusu gibidir), Böbrek yetmezliği (balık kokusu gibidir), Karaciğer yetmezliği, Metabolizma bozuklukları (teşhisi zor olabilir, zaman zaman ortaya çıkan kötü bir balık kokusu), Açlık, diyet, ağız kuruması, oruçlu olmak (Sıvı gıda eksikliklerinde vücuttaki yağ ve protein çözünmeye başlar, bu metabolizmanın yan ürünleri kötü ağız kokusu olarak yansır).
Devamını oku »

vajinal kaşıntı neden olur

Ud yerindeki kaşıntı vajina döl yatağında olabileceği gibi vulva, dış cinsel organda da olabilir. Kaşıntı bazen yanma ile birlikte görülür.Kaşıntının nedenleri beslenme hatalarından, şeker hastalığından, çeşitli mikroplardan, bazı parazitlerden veya beyaz akıntıdan kaynaklanabilir. 1.Beslenme Hatalarından Kaynaklanan Kaşıntı Aşırı miktarda hamurlu ve şekerli yiyecekler idrarda asite neden olur. Bu da ud yerinde kaşıntı meydana getirir. Bu gibi durumlarda bol miktarda çiğ sebze ve meyve tüketilmesine dikkat edilmelidir. Ud yeri terlememeli ve ılık su ile bol bol yıkanmalıdır. Çok miktarda çay, kahve, kabuklu deniz ürünleri, yumurta, domates, çilek ve kavun yenmemelidir. Günde 2-3 limon yenmesi kaşıntların giderilmesine yardımçı olacaktır. 2.Şeker Hastalığından Kaynaklanan Kasıntı Vücuttaki şeker oranının fazlalığından kaynaklanan bu kaşıntı şeker normale döndüğü zaman geçer. Şekeri yüksek olan kişiler bol salatalık ve marul yemeli. Ayrıca okaliptus, dut yaprağı, mersin, hülma bitkilerinin herhangi birinden; 3 litre sıcak suya 2 avuç konmalı 30 dakika sonra süzüp bu su ile ud yeri sık sık yıkanmalıdır. Hazırlanan bu bitki çayından günde 2-3 subardağı içilmeside kaşıntının kesilmesine yardımcı olacaktır. 3.Çeşitli Mikropların Neden Olduğu Kaşıntılar Çeşitli mikroplar vajinada yanma ve iltihaplanma gibi rahatsızlıklara neden olur bu nedenle önce beyaz akıntı meydana gelir.Bu üç tip kaşıntının geçirilmesinde şu banyo kürü önerilmektedir. Bir tencerede 3-4 litre suya 2 su bardağı un kepeği ile 1 avuç ceviz yaprağı konmalı, 5 dakika kaynadıktan sonra 20 dakika demlenmeye bıralıklamlıdır, daha sonra bu su birleğene aktarılıp günde 1-2 defa bu suya oturulmalıve ud yeri iyice yıkanmalıdır. 4.Parazitlerin Neden Olduğu Kaşıntılar Parazitler insan vücuduna umumi tuvaletlerden, havuz ve banyolardan geçebilir. Parazitler vajinanın dış kısmına yerleşir ve orada ürerler.Daha sonra kaşıntıya ve akıntıya neden olurlar. Akıntı önce beyaz iken yeşil-sarı bir hal alır ve pis kokar. Bu kaşıntıyı kesmek için; 5 litre su içerisine 1 avuç ayrık kökü, 1 avuç kiraz sapı, 1 avuç kekik ve 1 avuçta kocayemiş yaprağı, koyarak 10 dakika kaynatılır. 15 dakika demlendikten sonra süzülen su, sıcak su bulunan leğenin içine aktarılır. Bu suya oturularak ud yerinin iyice yıkanması sağlanmalıdır. 5.Beyaz Akıntı Genç kızlar ergenlik (buluğ) çağına girerken yumurta akı şeklindeki rahim ağzı salgısı dışarıya akar. Bu doğaldır. Daha sonraki adete (regl) 2-3 gün kala ve ya adetten 2-3 gün sonra aynı akıntı olabilir. Bu normaldir. Ayrıca kasızlık ,zayıf lık, hazımsızlık çeken ve sinirleri bozuk bayanlarda beyaz akıntı görülebilir. Beyaz akıntı tedavi edilmezse zamanla yeşil-sarı bir hal alır ve pis kokar, kilodu kirletir ve kaşıntıya neden olur. Beyaz akıntının tedavisi için; ökse otu, servi kozalağı, okaliptus, ardıç tohumu, kantoran, ceviz yaprağı, kuş dili, kekik, adaçayı, civan perçemi, bitkilerinden biri veya en iyisi 3-4′ü bir arada olacak şekilde 200-250 gr. konur, 5 dakika kaynatılır. Bu su 20 dakika demlendirildikten sonra içinde sıcak su bulunan leğene demlenmiş olan bu su eklenir ve üzerine oturulur. Suyun mümkün olduğı kadar vulvadan içeriye girmesine çalışılmalıdır. Beyaz akıntı tedaviisi boyunca cinsel temas olmamalı, alkol ,sigara, pastırma, sucuk,ve tulum peyniri yenmemelidir.
Devamını oku »

Kanser tedavisi nasıl olur

Kanser tanısı alan ve üreme organları ve/veya hücreleri uygulanacak cerrahi, kemo yada radyoterapi nedeni ile zarar görecek olan hastalar için tedavi sonrasında çocuk sahibi olmak artık hayal değil. Hücre ve doku saklama ve yeniden kullanabilme teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde, kanser hastalığından kurtulan bireyler de çocuk sahibi olabiliyorlar. Üreme sağlığınızın korunabilmesi ve seçeneklerinizi bilmeniz açısından kanser tanısı aldıktan sonra kemoterapi-radyoterapi gibi tedavilere başlamadan önce mutlaka merkezimize başvurarak veya ücretsiz telefon hattımızı kullanarak bilgi almanızı öneriyoruz. Bu broşür, farklı kanser türlerinin cerrahi ve medikal tedavilerinde üreme sağlığını koruyabilmek adına yapılabilecekler hakkında bilgi vermek amacı ile düzenlenmiştir. Kanser tedavisi ve üreme sağlığı üzerindeki etkileri Bazı kanser tedavileri kısırlığa diğerlerinden daha fazla neden olurlar. Cerrahi tedavinin tipi, kemoterapi ve radyoterapinin dozu, süresi, sıklığı ve uygulanan tedavi bölgesine göre kısırlığa neden olabilir. Kemoterapi: Bazı kemoterapi ilaçları yumurta ve spermde kalıcı hasarlara neden olabilir. Radyoterapi: Tüm vücut ve karın/kasık bölgelerine radyasyon, kadınlarda ve erkeklerde yumurta ve spermlere geri dönülmez hasarlar vererek kalıcı kısırlığa neden olabilir. Kadınlarda kasık bölgesine hedeflenmiş radyasyon, rahme kalıcı hasar verir ve kadının doğurma ya da gebeliği sürdürebilmesini imkânsız kılar. Cerrahi Riskler: Üreme sisteminin kanserlerinin cerrahi tedavisi, özellikle testis (erkek yumurtalıkları), rahim ya da yumurtalıkların kanser tedavisinin bir parçası olarak çıkarılmalarını gerektiriyorsa bu kalıcı kısırlığa neden olabilir. Kanser hastaları için korunma imkanları Aşağıda yer alan içerikler, üreme sağlığınızın korunmasına yönelik temel bilgileri içeren seçeneklerinizi içeren kısa özetlerdir. Lütfen kendi özel durumunuz hakkında bilgi almak ve yönlendirilmek için doktorumuza danışınız. Kadınlar: Yumurta dondurma: Bir ya da daha fazla döllenmeye hazır yumurtanın dondurulması. Yumurtalık dokusu dondurma: Yumurtalığın bir bölümünün ya da tamamının gelecekte üreme işlevli kullanımı için cerrahi olarak çıkartılması ve dondurulması. Embriyo dondurma: Bir ya da daha fazla sayıda embriyonun (yumurtanın sperm tarafından döllenmiş hali) dondurulması. Yumurtalığın muhafaza edilmesi: Yumurtalıkların ve/veya rahmin üzerinde oluşabilecek radyasyon hasarını en aza indirgemek için özel önlemler alınması. Yumurtalığın yerinin değiştirilmesi: Radyasyon alanından uzak tutmak için bir ya da her iki yumurtalığın cerrahi olarak yeniden konumlandırılması. Trakelektomi: Rahim ağzı kanserlerinde serviksin (rahim ağzı), uterusu koruyarak cerrahi olarak çıkarılması. Rahim ağzı kanserlerinin erken safhaları için gittikçe artan bir şekilde uygulanan bir tedavidir. Erkekler: Sperm dondurma: Spermi daha sonra yardımla üreme teknikleri kullanarak gebeliği sağlamak amacıyla dondurmak. Testis dokusu dondurma: Testislerden doku alınması ve dondurulması. Bu yöntem, günümüze kadar canlı doğumla sonuçlanmamış deneysel bir uygulama olup gelecek için umut vaat etmektedir. Testisin muhafaza edilmesi: Testislerin üreme organlarındaki radyasyon hasarını en aza indirgemek için korunması Kanserden tamamen kurtulmuş hastada üreme sağlığı Doğal gebelik: Kanser tedavisi sonrasında birçok kadın doğal yolla gebe kalabilir. Başarı olasılığı, kan testleri ve hormon düzeyleri ile yumurtalık aktivitesini ölçen ultrason incelemeleri ile belirlenebilir. Erkekler tedavi sonrası spermiyogram yaptırarak üreme potansiyellerini anlayabilirler. Yardımla üreme teknikleri: Tüp bebekle de çocuk sahibi olabilmek (yumurta ve spermi olan çiftlerde) mümkündür. Yukarıda bahsedildiği şekilde kanser tedavisine başlamadan önce dondurulmuş yumurta veya sperm kullanılarak tüp bebek işlemi yapılabilir. Yumurtalık dokusu dondurulmuş olan kadında yumurtalık dokusu transplante edildikten sonra tedavi ile yumurta gelişimi uyarılabilir. Yumurta dondurma hızla ilerleyen göreceli olarak yeni bir tekniktir. Her ne kadar sperm ya da embriyo dondurma kadar yaygın olmasada kadınlarda üremenin korunması için başarılı bir yöntemdir. Alternatif olarak, tedavi öncesinde yeterli süre varsa kadın kanser hastasının yumurtalarının hasar görme olasılığına karşın, çiftin yumurta ve spermleri tedavi öncesi kullanılarak laboratuvar ortamında embriyo elde edilebilir ve daha ileride bir gebelik oluşturması için dondurulabilir. Erkek kanser hastaları için dondurulmuş sperm, aşılama ya da in vitro fertilizasyon yöntemi yoluyla gebelik elde etmek üzere kullanılabilir. Her durumda durumunuza göre en uygun yaklaşımı belirlemek için doktorunuza danışmalısınız. Ülkemizde yumurta bağışı ile gebelik elde edilmesi yasaklanmıştır. Sonuç Kanserin türü ne olursa olsun kadın ya da erkek, kanser tedavisi ile hastalığı vücudundan temizlenen tüm çiftler çocuk sahibi olabilirler. Kanser tanısı konulan ve tedaviye başlayacak çiftler; yeni teşhis konmuş, tedaviye devam ediyor ya da tedaviyi tamamlamış olsa da üreme sağlığı ile ilgili seçenekleri doktorlarımıza danışarak öğrenebilirler.
Devamını oku »

Kadın hastalıkları akıntı Vajinal Akıntı yanma kaşıntı koku, vajinada kaşıntı akıntı vajina kokusu nasıl geçer

vajina kokusu nasıl geçer Kadın hastalıkları akıntı Vajinal Akıntı yanma kaşıntı koku, vajinada kaşıntı akıntı Vajinal Akıntı Kadınların jinekoloğa başvurma sebeplerinin başında vaginadan gelen akıntılar gelir.Evli olsun veya bekar hemen hemen tüm kadınların yılda bir iki kez sosyal yaşantılarında rahatsızlığa sebep olan akıntılar değişik sebeplerden olmaktadır. Akıntıların özellikle bekar genç kızlarda ve menopozdaki kadınlarda başta olmak üzere herhangi bir sebebi yoktur. Bunlar fizyolojik akıntı (doğal akıntı) olarak adlandırılır. Bir enfeksiyon veya altında yatan bir neden var ise bu akıntılar fizyolojik olmayan akıntılar olarak adlandırılır. Fizyolojik (doğal ) akıntılar: Doğal (fizyolojik ) akıntılar yapı olarak berraktır ve sıvı yumurta akını andırır yapıdadır.Genellikle kokusuzdur, fakat bazı kadınlar ekşi bir kokudan şikayet edebilmektedirler.Genellikle kaşıntı şikayeti yoktur ve cinsel ilişkide ağrı ,yanma hissi oluşmaz.Bu akıntıların en büyük özelliği aynı şiddette uzun süre (1-2 yıl gibi) devam etmesidir. Bazen bu akıntı miktarı çok fazla miktarda olur ve kadınlar endişeye kapılabilirler. İç çamaşırları veya günlük ped devamlı ıslak haldedir. Bu ıslaklığın kıvamı yumurtlama dönemi sırasında biraz değişir ve sıvılaşabilir. Bunun amacı doğanın döllenmeye hazır yumurtanın döllenmesini kolaylaştırmak için salgının kıvamını değiştirmesidir Bu dönemde rahim ağzındaki ve buradan salgılanan sıvılardaki (servikal mukus değişiklikleri) tüm değişiklikler buradan spermin kolayca geçerek yumurtaya ulaşmasını sağlamak içindir. Adet dönemine yaklaştıkça bazı hanımlarımızda vajinada bir koku olabilir ve akıntı rengi koyulaşabilir. Bu adet kanamasını oluşturan hormonların bu dönemde getirdiği etkidendir. Aynı sebeplerden dolayı gebelerde de tüm hamilelik boyunca vajinal akıntıda fizyolojik tarzda artma mevcuttur. Eğer akıntı normale göre artmış ise,görüntü ve yapısında değişiklik olmuş ise veya herhangi bir enfeksiyon şüphesi var ise, oluşabilecek bir mikrobik vaginiti anlayabilmek için vajinal muayene ve gerekirse vaginal kültür yapılmalıdır. Fizyolojik olmayan akıntılar: Fizyolojik olmayan akıntılar vagina veya rahim ağzındaki enfeksiyöz sebeplerden dolayı oluşan akıntılardır ve genel olarak Vajinit veya Servisit olarak isimlendirilirler. Genellikle görülen belirtileri: ü Vajinadan olağan dışı bir akıntı ü Kaşıntı ve tahriş ü Cinsel ilişki sırasında acı duymak, disparoni ü Kasıklarda ve alt karın bölgesinde rahatsızlık veren ağrı ü Nadiren de olsa vajinal kanama ü Dış genital bölgede şişme,ödem. Fizyolojik (doğal) olmayan akıntıların sebepleri nelerdir? Vajinaya ait sebepler: Vajinanın mantar hastalıkları Trikomanas vajiniti Bakteriyel Vaginosis Genital herpes vajiniti Vajinadaki yabancı cisimlerin oluşturduğu akıntı Genital kansere bağlı akıntı Rahim ağzı (servikse) ait sebepler: Rahim ağzı yaraları Gonore gibi cinsel ilişki ile geçen hastalıklar Herpes gibi virüsların yaptığı akıntı Rahim ağzı kanseri Spiralin ipine bağlı akıntı Servikste olan poliplere bağlı akıntı En sık akıntı sebepleri nedir? Vaginal kaşıntı,yanma,normal olmayan kokulu akıntı şikayeti ile başvuran hastalarda vaginitten şüphelenilir. Sıklıkla sebep olan mikroorganizma vajinal kültür dışında smear testinde de görülmektedir. Doktor basit bir mikroskopik inceleme ile genellikle sebebi görebilmektedir.Serum fizyolojik ile hazırlanan inceleme lamında belli organizmaların olmaması, artmış miktarda lökositlerin görülmesi servisiti (rahim ağzı iltihabını) düşündürür ve Chlamydia, gonorrhea (bel soğukluğu) veya herpesten şüphelenilmelidir.Tanıyı kesinleştirmek için vajinal kültür yapılmalıdır. Vajinada akıntıya sebep olan ve en sık görülen mikroorganizmalar Trichomonas, bakteriyel vajinit ve candida (mantar) dır. Şikayetler Tedavi Trichomonas Sarı veya yeşil akıntı,ağır koku, kaşıntı. Metronidazol Bakteriyel vaginit Gri-beyaz köpüklü,az miktarda, sulu akıntı.İlişkide ağrı.Bazen koku. Metronidazol Candida, Mantar hastalığı Koyu beyaz peynirimsi kokusuz akıntı, yanma hissi,kaşıntı. Tetraconazole veya Miconazole Bulantı ve kusma yaptığından dolayı Metronidazol kullanıldığında alkol alınmamalıdır.
Devamını oku »

mürver çiçeği

29 Mart 2014 Cumartesi
Mürver Çiçeği Nedir Faydaları ve Zararları Nelerdir Nasıl Kullanılır: Mürver Çiçeği; Hanımeligiller familyasındandır.Kış aylarında çiçekleri döken çalı veya ağaçcık şeklinde odunsu, ender olarak da otsu karakterde olan bir bitki cinsi olarak görülmektedir. Sürgünlerinin geniş bir özü bulunmaktadır. Tomurcukları bol sayıda pullarla örtülmüş gibi görülmetekdir. Çiçekleri beyaz biçimdedir. Meyveleri kabuksuz tane biçiminde olması görülür. 20 kadar türü doğada mevcuttur. Yurdumuzda doğal olarak yetişmektedir. Yaprakları uçucu yağ, şekerler ve bazı organik asitler taşıdığı söylenir. Meyvelerinde acı madde, tanen, şekerler, valerian asidi ve bol miktarda renk maddesi bulunur. Yapraklar ve meyveler müshil olarak kullanılır. Köklerinde müshil tesiri vardır. Çiçekleri terletici ve hafif yatıştırıcıdır. Mürver Çiçeğinin Faydaları: * Zayıflatıcı etkisi olduğu bilinir. * Kabızlığı giderir. * Ateşi düşürür. * Vücuda rahatlık verir. * İdrarı çoğaltır. * Anne sütünü artırır. * Nezlede faydalıdır. * Zatürre ve bronşit için yararlıdır. * Güneş yanıklarında da faydalıdır. Mürver Çiçeğinin Zararları: Çiçeklerinin bilinen bir yan etkisi yoktur. Fakat tarifine uygun kullanılması gerekir. Meyveleri tam olgunlaştıktan sonra dahi hafif kaynatılmalıdır. Meyvesi zehirlidir. Mürver Çiçeği Nasıl Kullanılır: Mürver çiçeğinin, kök ve yapraklarının değişik kullanım şekilleri vardır. Mürver şurubunu hazırlamak için 5-6 litre suya 3-4 limon ince dilimlenerek konur. Buna 7-8 adet çiçek demeti ilave edilir ve 15-20 saat bekletildikten sonra 1 kg şeker ilave edilir ve serin bir yerde 4 hafta bekletildikten sonra içilir. Çiçeklerden bir çorba kaşığı 400 gr kaynar su ile haşlanır ve 1 saat bekletilir. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı alınır. Kök ve kabuklardan aynı miktar suya birer çorba kaşığı katılarak 10 dakika kaynatılır. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı alınır. Meyvelerden yapılan marmelattan günde 3 defa yemekelrden evvel birer çay kaşığı alınır. Bitkinin gövde kabukları kuru ya da taze yapraklarıyla karıştırılıp parçalanır. Bu karışımdan 2-3 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak suda kaynama noktasına kadar ısıtılır. Ateş kısılıp 10-15 dakika daha ısıtma işlemi sürdürülerek elde edilen dekoksiyon, günde iki kez birer bardak olarak içilir. Cildi yumuşatıcı ve yara iyileştirici olarak dıştan uygulanır. mürver çiçeği faydaları,mürver çiçeği şurubu,mürver çiçeği nerede yetişir,mürver çiçeği çayı,mürver çiçeği reçeli,mürver şurubu,mürver çiçeği nedir,mürver meyvesi
Devamını oku »

meryem otu nasıl kullanılır

Meryem Otu Nedir Faydaları Nelerdir Nasıl Kullanılır Meryemotu diğer ismi mübarekotu olan şifalı bir biykidir. Gülgiller familyasından; Doğu, Güney ve Karadeniz bölgeleri ile İstanbul çevresinde yetişen bir bitki türüdür. Meryem Otu Faydaları : * Kuvvet verici olarak kullanılır. * İshali keser. Meryem Otu Nasıl Kullanılır: Meryem otunun çiçekleri ve yaprakları kullanılır. Çiçekleri ve yaprakları demlenerek suyu içilir.
Devamını oku »

yeşil kahve faydaları

Yeşil Kahve ve Çekirdeğinin Faydaları Yeşil kahve, kökboyasıgiller (Rubiaceae) ailesinden olup Coffea cinsinden 5 metreye kadar boylanabilen bir ağaçtır. Çekirdekleri normal kahve gibi kavrulma işleminden geçmediği için, faydalı etkilerini kaybetmez. Yeşil kahvenin bilinen yararları Kafein maddesinin doğal deposu olan yeşil kahve metabolizma hızlandıran etkilere sahip olduğu için yarım saat içinde beyin faaliyetlerini hızlandırmaktadır. Yeşil kahvede bulunan kafein maddesinin metabolizma artırıcı etkisi 3 ile 5 saat arasında değişmekte halsizlik ve yorgunluğu da önlemektedir. Yeşil kahvenin faydaları ise işlenmemiş ve kavrulmamış olduğundan dolayı antioksidan maddeler bakımından daha zengindir. Vücuttaki yağ moleküllerini parçalar, vücudun bağışıklık sistemini korur. İki yönden de yeşil kahve zayıflama sağlayan yeşil kahve metabolizmayı hızlandırarak vücudun kalori harcamasına sebep olur, bir diğeri ise yeşil çay yaprağına göre 3 kat fazla antioksidan içerdiği için daha hızlı kilo vermeyi sağlamaktadır. yeşil kahve nasıl yapılır,yeşil kahve ile zayıflama,kahve rejimi,yeşil kahve çekirdeği,yeşil kahve diyet,kahve ve kahvenin faydaları,yesıl kahve,yeşil kahve çekirdeğinin faydaları
Devamını oku »

funda yaprağı çayı faydaları

23 Şubat 2014 Pazar
Funda bitkisinin diğer adı, süpürge otudur. Pek çok faydası olan bitkinin, faydalarından bazıları; * Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. * Nikriste de faydalıdır. * Anne sütünü artırır. * Lapası, ağrıları keser. * Zeytinyağı ile hazırlanan merhemi, çıban ve egzamada faydalıdır. * İdrar söktürür, iltihabı giderir. * İshali keser. * Nefrit, Piyelonefrit, Prostat iltihabı, Sistit, Kolibasil, Albümin ve ödemde çok etkilidir. FUNDA ÇAYININ HAZIRLANIŞI : Kaynatılmış suda 3 dakika kaynatılıp, 15-20 dakika demlendiriliyor. Nasıl zayıflatıyor? Yağları eritiyor, söktürücü ve terletici özellikleri var. FAYDASI : Şişmanlık rahatsızlıklarında kullanılan funda suyu çok etkili bir zayıflatıcıdır. Ayrıca iltihabı kurutmada, romatizmal hastalılarda, kolesterol düşürücü ve ağrı kesici olarak da kullanılmaktadır. Funda suyu, iyi bir böbrek çalıştırıcı olduğundan idrar yolları dezenfektanı olarak kullanılır, idrar söktürücü ve kabızlığı giderici etkilere sahiptir. Altına ıslatan çocuklarda faydalıdır. KULLANIM ŞEKLİ : 1/4'ü Funda Suyu ile doldurulmuş çay bardağını su ile tamamlayıp içiniz.Günde üç çay bardağı içilir. funda yaprağı çayının faydaları,funda yaprağı çayı nasıl yapılır,mate yaprağı faydaları,biberiye faydaları,mate çayı,biberiyenin faydaları,mate faydaları,funda yaprağı faydaları nelerdir
Devamını oku »

Boşaltım Sistemi Hastalıkları

Boşaltım Sistemi Nedir? Vücudumuzda gereksiz halde bulunan maddelerin, vücuttan ve hücrelerden atılmasına boşaltım denilmektedir. Boşaltım sistemi ise, bu döngüyü gerçekleştirmek üzere gereken sisteme denmektedir. Yani boşaltma işini gerçekleştiren sisteme boşaltım sistemi denmektedir. Boşaltım, kanımızda bulunan vücuda ve hücrelere zararlı maddelerin ayrılarak idrar yolu ile vücudumuzdan atılması yolu ile gerçekleşir. Ayrıca, nefes alıp vermek veya terlemede bir çeşit boşaltım yoludur. Boşaltım sisteminde çalışan organları sayacak olur isek, idrar kesesi, böbrekler, sidik kanalı ve üreterlerdir. Boşaltım Sistemi Hastalıkları Nelerdir? Boşaltım sistemi hastalıkları, boşaltım sistemimizde bulunan organların görevini yapamayacak şekilde deforme olması veya mikrop kaparak iltihaplanmasıdır. En çok rastlanan boşaltım sistemi hastalıklarını, böbrek iltihaplanması(nefrit), mesane iltihabı, albümin, sistit, üremi, böbrek yetmezliği ve böbrek taşı olarak açıklayabiliriz. Bu hastalıkların neler olduklarını ise aşağıda detaylı olarak bulabilirsiniz. Böbrek İltihaplanması (Nefrit): Nefrit hastalığı vücudumuzda bulunan böbreklerin iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik böbrek iltihaplanması olmak üzere 2 türlü nefrit vardır. Bu iltihap çeşidindeki mikrop, diğer iltihap mikroplarından farklı olmakla birlikte böbreğin dokusuna zarar vererek böbreğin çalışmasını azaltmaktadır. Akut nefritte, böbreğin bulunduğu yerlerde ani ağrılar oluşmaktadır. Kişi idrara çıktığında ani yanmalarla kendini gösterir. Bazen bir böbrekte bazen de iki böbrekte görülebilir. Kronik nefritte ise, akut nefritin sonrasında oluşmaktadır. Akut nefrit tedavi edilmemiş veya fark edilmemiş ise kişide kronik nefrit oluşmuştur. Böbrek Yetmezliği: Böbrek yetmezliği akut ve kronik olmak üzere iki çeşittir. Bu hastalıkta kişide bulunan böbrekler faaliyetlerini tam olarak yapmamaktadır. Kişinin böbrek yetmezliğine yakalanıp yakalanmadığını öğrenmek için, kanda bulunan üre ve kreatin oranın bilinmesi gerekir. Böbrek Taşı: İdrar yollarındaki iltihaplanma sonrası tıkanma durumu oluşmuş ise, idrar yolu ile dışarı atılamayan zararlı maddeler vücudumuza çöker ve böbrek taşlarını oluşturur. Mesane İltihabı (Sistit) : Sistit denilen boşaltım sistemi hastalığıdır. İdrar kesesinin yani mesanenin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Bu yüzden bu hastalığa, mesane ya da idrar kesesi iltihaplanması da denilmektedir. Albümin: Böbreklerimizdeki idrarı süzmeye yarayan kapsüllerin görevlerini tam olarak yerine getirmemesi nedeniyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Üremi: Kişideki böbreklerin üreyi ayrıştıramaması nedeniyle ortaya çıkan bir boşaltım sistemi hastalığıdır. Bu hastalık nedeniyle kandaki üre oranı yükselir. Boşaltım Sistemi Hastalıklarının Belirtileri Nelerdir? Boşaltım sistemi hastalıklarında birçok hastalığa özgü belirtiler görülebilir. Ancak genel belirtiler; • İdrar yapmak için sık sık tuvalete çıkma • Terleme hissi ve yüksek ateş • Karın kısmında ve kasıklarda şiddetli ağrılar. Bu ağrılar bazen makat kısmında da görülebilir. • Kişide yorgunluk • Kişinin idrarının yaparken oluşan yanma ve ağrı hissi • Bulantı ve kusma • İdrardan kan gelmesi • İdrardaki bulanıklık ve kötü kokulu olması • El ve ayak kısımlarında ödem • Kişinin idrara hiç çıkamama Şeklinde sıralanabilir. Boşaltım Sistemi Hastalıklarının Tedavisi nasıl yapılır? Genel olarak dikkat edilmesi gereken kurallar vardır. Bunlar; İdrar yollarını ve böbrekleri soğuğa karşı korumak, Temizliğe gereken önemi göstermek, Günde en az 2-3 litre su içmek şeklinde maddelendirilir. Diğer yönden boşaltım sistemi hastalıklarının tedavisi mutlaka bir doktor kontrolünde yapılmalıdır. Genelde boşaltım sistemi hastalıklarının tedavisi ilaçla yapılmaktadır. İltihap söktürücü ilaçların yanında mutlaka ağrı kesici ilaçlar alınır. Eğer kum taş gibi nedenlerle boşaltım sistemi hastalıkları meydana gelmiş ise tedavi biraz daha zorlaşır. Kum ve taş gibi faktörlerin mutlaka vücuttan uzaklaştırılması gerekir. Bunun için 1. İlk olarak kişiye perhiz uygulanır. Özellikle böbreğin süzme sorunlarında, kişinin bazı besinleri kesinlikle tüketmemesi gerekir. Bunların hangi besinler olduğunu doktor belirler. 2. İlaç kullanılır. 3. Lazer veya ses dalgalarıyla taş kırılır. Kumun düşmesine yardımcı olunabilir. 4. Açık ameliyat yoluyla taş bulunduğu boşaltım sistemi organından alınır. 5. Alternatif olarak şifalı bitkilerden yararlanılabilir. Boşaltım sistemi hastalıklarına karşı Şifalı bitkiler. Üzüm, Pırasa ve Enginar: Böbrek kumu ve taşı düşürülmesine yardımcı olmaktadır. Badem: Mesane ve böbrek iltihaplarını iyileştirmeye yardım eder. Bakla, Çilek, Isırgan Otu, Maydanoz: İdrar yollarını temizler. Turp: Böbreğimizde bulunan mikropları yok eder. Ayrıkotu: Böbrekteki ve mesanedeki taşları düşürmeye yardımcı olmakla birlikte iyi bir idrar söktürücüdür. boşaltım sistemi hastalıkları ve tedavi yöntemleri,boşaltım sistemi hastalıkları vikipedi,boşaltım sistemi rahatsızlıkları,sindirim sistemi hastalıkları,boşaltım sistemi hastalıkları 7. sınıf,boşaltım sistemi hastalıkları nelerdir,boşaltım sistemi hastalıkları kısaca
Devamını oku »

Ağız Yarasına Ne İyi Gelir

Ağız yaralarının genel ismi aftdir.AFT çok sık karşılaşılan sorunlardandır.Ağızda oluşan yaralar mutlaka bir çok insanın başına gelmiştir.Son derece rahatsızlık verici ağız içinde oluşmuş yaralar ilk başta yanma hissi olurken sonraki dönemde yanma yerini ağrıya bırakıyor.Ağızdaki yaralara ne yapılacağı konusunda da insanların pek bilgisi bulunmaz.Normal deride meydana gelen yaralara göre çözüm bulmak kolay olmaz. Çok sık tekrarlamakta olan ağız içe yaralarına tıpta RAS denilmektedir.Ras 30 yaş altı kişilerde yaygın olarak görülür.AFT oluşumuna bir takım gıdaların etkisi bulunur.Domates,peynir,çilek,çikolata,kahve,fıstık gibi besinlere duyarlı olan kişilerde ağız içi yaralarına sebep olabilir.Gıdalar dışında kullanılan ilaçlarda aftye sebep olabilir.Bunun iyi incelenmesi gerekir.Prospektüsünde yan etkiler kısmında aft yazmasa dahi yinede ilaçlardan kaynaklanan aft görülebilir. AFtnin nedeni pek bilinmez.Ama vitamin eksikliğine bağlı olduğu tahmin edilmektedir.Ağız içi bakıma gereken önemin verilmesi aftnin önüne geçilmesinde önemlidir.Belli başı aftye neden olan hastalıklar; stres,bağışıklık sisteminin zayıf olması,behçet hastalığı ve ailevi akdeniz ateşidir. Ağız yaraları bitkisel öneriler *Tuzlu su hazırlanarak ağızda gargara yapılır. *Ayvanın meyvesi yenir ve kompostosu içilir. *Karadut şurubu ağızda gargara yapılır ve içilir. *Zeytin yaprağı ağızda çiğnenir. *Toz haline getirilen kent hindi geceleri yatmadan önce ağız yaraları görülen bölgelere sürülğr. Popüler aramalar: ağız yarasına ne iyi gelir ağız yaralarına ne iyi gelir damak yarasına ne iyi gelir damak yanmasına ne iyi gelir ağızdaki yaralara ne iyi gelir Benzer yazılar Ağız Yaralarına Ne İyi Gelir İdrar Yollarında Yanma İdrar yollarında veya idrar yaparken yanma çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Belsoğukluğu, ülser, mesane iltihabı, prostat iltihabı, mesane uru, yumurtalık iltihabı, apandisit düşünülebilir. Bu nedenle tedaviye geçmeden ... Ağız yaraları için bitkisel reçeteler Ağız yaraları;Ağız içinde oluşan, bazen tekrarlayıcı olan yaraların, basit bir vitamin eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi kanser, behçet ve frengi gibi ciddi hastalıkların da başlangıcı olabilir Ağız ... İdrar Yollarında Yanma İdrar Yollarında veya idrar yaparken yanma çeşitli nedenlerden dolayı olmaktadır.Belsoğukluğu,Ülser,mesane iltihabı,prostat iltihabı,mesane uru,yumurtalık inlihabı,apandist gibi nedenlerden kaynaklanabilir.Bu nedenle tedaviye geçmeden önce,hastalığa neden olan sebebi bulmak ... İdrar yollarında yanma nedenleri, sebepleri İdrar yaparken idrar yollarında yanma ve acıma hissi ile kendini gösteren bu rahatsızlık kişinin yaşamını olumsuz yönde etkiler
Devamını oku »

boğaz yanması nasıl geçer

Mide yanma problemi oldukça şiddetli geçebilen ve meşakkatli bir problemdir. Mide yanması probleminin çeşitli tedavi yöntemleri mümkündür. Bunlardan ilki ilaç ile tedavi etmektir. Bu ilaçların amacı midedeki asidi yok etmek , mideyi rahatlatmaktır. Yada bu ilaçlar midedeki asidin salgılanmasını engelleyen ilaçlar olabilir. Bu ilaçları kesinlikle doktor tavsiyesi doğrultusunda kullanmak gerekir. Doktor tavsiyesi olmadan bu ilaçları kullanmak oldukça riskli ve daha ağır sonuçlara yol açabilecek bir yanlış olabilir. Çünkü doktorunuz yapacağı testler doğrultusunda midenizin durumuna göre ilaçları ne sıklıkla kullanacağınıza karar vermeli ve size en uygun ilaç tedavisini belirlemelidir. Doğal yöntemlerle , anlık olarak mide rahatlamasını sağlamak amacıyla kullanabileceğiniz çeşitli alternatif tedavi yöntemleri de bulunabilmektedir. İçerisinde asit bulunmayan , süt gibi içecekler içilerek midenizin anlık olarak bir nebze de olsa rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Ama kesinlikle bu gibi rahatsızlıklarda uzman bir hekime görünülmeli ve doktorun tavsiyeleri doğrultusunda hareket edilmelidir. Antiasit tarzında ki ilaçların uzun süre kullanılmasının herhangi bir sakıncası yoktur. Vücutta ki asit dengesini az da olsa bozabilirler ama bu durum da ciddi bir probleme yol açmaz. Bu çeşit yan etkileri fazla görülmez. Fakat bu gibi antiasit ilaçların temel sorunu etki sürelerinin çok kısa olmasıdır. Etkisini 1 – 2 saat gibi kısa süreçler içerisinde gösterebilmektedir. Bunun doğurduğu temel sorunda uyuduğumuz süreç içerisinde midemizin korunamamasıdır. Geceleri yatarken de yer çekiminin etkisi azaldığından dolayı kişinin şikayetleri daha da artmakta , bu gibi antiasitler kişiyi koruyamamaktadır. Bu nedenle geceleri yemek borusunda çeşitli hasarlar meydana gelebilmektedir. Mide yanmasınneler iyi gelir Karnabahar : Haşlanmış karnabahar, mideyi asit saldırılarından koruyarak tüm sorunları giderebilir. İçeriğinde bulunan gefarnato maddesi ülser ilacının hammadesi olarak kullanılıyor. Lahana : Lahanayı çiğ olarak yemeyi tercih edin. İnce şeritler halinde doğrayıp salata yapın. Meyve presinde lahananın suyunu sıkıp aynı miktarda elma suyu ile karıştırın ve için. Lahana, ülser ve gastrit ilacı olarak biliniyor. Dörtte bir lahanayı yıkayıp kalın şeritler halinde doğrayın. 1 kerevizi soyup doğrayın. 1 havucu temizleyip dilimleyin. Lahana, kereviz ve havucu katı meyve presinde sıkıp sabah akşam suyunu için. Patates : Çiğ patates suyu mide yanmasının doğal ilacıdır. Patatesi soyup katı meyve presinde suyunu sıkın. Su,havuç suyu ya da kereviz suyu ile karıştırıp için. Elma sirkesi : Salatalarda ya da mezelerde elma sirkesi kullanın. Maden suyu : Mide asidinin büyük bir bölümünü etkisiz hale getiriyor. Ispanak : Ispanağı buharda pişirin ya da haşlayarak tüketin. Taze yapraklarını salata olarak yiyin. Zeytinyağı : Çiğ olarak kullanıldığında besinlerin midede kalma süresini azaltıyor ve yağların sindirimi için safra salgısını artırıyor. Baklagil : Fasulye, bezelye ve mercimekte bulunan bioflavionid maddesi, midenin koruma faktörünü artırıyor. Muz : Mideyi seven meyvelerin başında geliyor. Ara öğünlerde birer muz yemek, midedeki yanma hissini ortadan kaldırabilir. Muz, mide enzimleri ve hücrelerinin üretimini de artırıyor. Kızarmış ekmek : Midenin salgıladığı aşırı asidi kurutarak yanma hissini gideriyor. Meyankökü : Güçlü bir mide koruyucusu.Yapılan son araştırmalara göre midedeki aşırı asitlenmeyi azaltıyor. Popüler aramalar: mide yanması nasıl geçer mide yanması tedavisi mide yanması nasıl giderilir mide yanmasına NASIL GEÇER mide yanması nedenleri Benzer yazılar Mide Yanması Nasıl Geçer, Mide Yanması Tedavisi MİDE AĞRISINA İYİ GELEN YİYECEKLER Mide Ağrısının Nedenleri ve İyi Gelen Besinler Mide ağrısı gerçekten hayatı çekilmez kılabilen bir ağrı çeşididir. Midenin doğası gereği sindirim ile alakalı sorunlardan kaynaklı ağrılar ... Mide Yanması, Mide Yanması Neden Olur ? Mide yanması 20 ile 50 yaş arasında birçok insanda görülen çok yaygın bir rahatsızlık. Midede yanma hissi yemekten önce, yemek sırasında ya da yemekten 2-3 ... Reflü Nasıl Oluşur Mide içindekiler, midenin salgıladığı hidrojen iyonu sebebiyle yüksek derecede asittir. Eğer onikiparmak barsağından mideye doğru safra geri akım? varsa, mideden yukarı çıkan içerik hem asit ... Mide yanması nedir? Neden olur? Neler yapılmalı? Mide yanması 20 ila 50 yaş arası bir çok kişde sıklıkla görülen bir rahatsızlıktır.Genellikle yemekten önce,yemek arasında yada yemekten2-3 saat sonra görülür. boğaz yanmasına ne iyi gelir,boğaz yanması için şifalı bitkiler,balgam nasıl sökeriz,depresyonu nasıl yenebilirim,hamilelikte boğaz yanması nasıl geçer,boğaz yanması nasıl geçer tedavisi,boğaz yanması neden olur,faranjit
Devamını oku »

çörek otu histopatoloji

Berlin’de yaşayan Türk Diş Hekimi İsmail Özkanlı, dünyada bir ilke imza attı. Çörek otu yağını diş eti ve ağız tedavisinde kullanan Özkanlı, bu alandaki profesörlük tezini 3 ay sonra tamamlayacağını söyledi. Ağız tedavisinde yan etkisi olmayan ilaçların bulunması çok önemlidir. Kortizon vücut için çok zararlı olmasına rağmen, şu ana dek ağız hastalıklarında kortizon kullanılmıştır. çörekotu Tarafımızdan yapılan deneyler göstermiştir ki hastalarımızın % 80′ni çörek otu ile tedavi edilmiştir. Diş eti ve ağız rahatsızlıkları, çekilmeler, uçuklar ve iltihaplar çörek otu ile çok kısa bir süre içerisinde iyileştirilebilmektedir. Çörek otuyla tedavi halen hastalar üzerinde denenmektedir. Bu konuda şu an profesörlük tezimi hazırlıyorum. Şu anda aft da dediğimiz uçuk ve benzeri ağız hastalıkları ile ilgili denemeler yapmaktayız. Aynı zamanda Amerika’da kanser enstitüsünde yapılan deneylerde hastaların yüzde 80′inde 4 hafta içerisinde kanser tedavi edildi. Bundan sonra Berlin’de Charitte Hastanesinde denemeler yapılmış ve olumlu sonuçlara ulaşılmıştır. Çörekotunun Akciğeri Koruyucu Etkisi Toluene maruz bırakılan farelerde oluşan akciğer hasarına karşı çörek otunun koruyucu etkisi Toluen, endüstride çözücü olarak kullanılan, sigarada da bulunan kanserojen bir maddedir. Boya, vernik, tiner, kimyasal temizleyiciler, çimento, mürekkep, spreyler, tıraş köpükleri ve tutkallar da bulunan uçucu solventlerin kötüye kullanımı günümüzün önemli sağlık sorunlarından birisidir. Uçucu solventlerin ana maddeleri toluen ve hekzan nörotoksiktir. Solunum yollarından hızla kana geçerler. Proteine bağlanma yetileri yoktur ve yağda çözünürler. Etkilerini beyinde gösterdikten sonra, hızla kanda tespit edilemeyecek ve klinik görüntüsü ortadan kalkacak şekilde, belirti oluşturmayacak düzeye inerler. Bu tür maddelerin endüstriyel kullanımının yaygınlığı, evlerimizde kullanılan birçok nesnede bulunması, ucuz ve yasal yollardan elde edilmesi, sorunu daha ciddi kılmaktadır. Amaç: Bu çalışma, kronik toluen maruziyetinden sonra farelerin akciğerlerinde oluşacak hasara karşı çörek otunun muhtemel koruyucu etkilerini araştırmak amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Fareler, her bir grup 10 hayvan içerecek şekilde biri kontrol ikisi deney olmak üzere rastgele 3 gruba ayrıldı. Kontrol grubu, toluen uygulanan grup ve toluen + çörek otu uygulanan grup. Toluen, 12 hafta boyunca, haftada 6 gün ve günde 8 saat süre ile 3000 ppm toluen inhalasyon yolu ile uygulanmıştır. Çörek otu uygulanan gruptaki farelere, 400 mg/kg çörek otu 12 hafta boyunca ağızdan günde bir kez, toluen uygulanmasından hemen sonra verilmeye başlandı. Kontrol grubuna da 1 ml serum fizyolojik uygulandı. Doku örnekleri histopatolojik incelemeler için alındı. Son zamanlarda, toluene maruz kalmış farelerin akciğerlerindeki histopatolojik değişikliklerin çörek otu tedavisi ile ilgili herhangi bir çalışma rapor edilmemiştir. Bulgular: Çalışmamız toluen uygulanan farelerde, çörek otunun pulmonar inflamatuvar cevabı inhibe ettiği, peribronşiyal hücre infiltrasyonu, alveolar septal infiltrasyonu, alveolar eksudatı, interstitial fibrozisi ve nekrozu anlamlı bir şekilde azalttığı gösterilmiştir. Bulgularımız, çörek otu ile birlikte toluen uygulanan akciğerlerde apoptotik aktivitenin (hücre ölümünün) anlamlı bir şekilde azaldığını göstermiştir. Sonuç: Çörek otunun faydası konusunda ileride preklinik araştırmaların, toluene maruz bırakılan farelerde akciğer hasarına karşı potansiyel bir tedavi olarak faydalı olabileceğine inanıyoruz Doç. Dr. Mehmet Kanter Çörekotu Yağının Yaraya Etkileri Çalışmamızın amacı: Çörek Otunun Yaraya Faydaları, Yüzde Yara Çörek Otunun Yaraya Faydaları Çörek otu yağının yara iyileşmesine etkisinin incelenmesidir. Çalışmamız, 5 ayrı grup yaralı fare üzerinde yürütülmüştür. Bu gruplar, topikal ‘enjeksiyonluk su’, topikal mupirosin, topikal susam yağı, topikal ‘çörekotu yağı’, topikal+intraperitoneal ‘çörek otu yağı’ ile tedavi edilen farelerden oluşmaktadır. Tam epitalizasyon süresine ve her 2 günde bir yapılan planimetrik ölçümle yara iyileşme oranları takip edilerek farelerin yara iyileşmesi değerlendirilmiştir. Çalışmamızın sonucunda Kontrol grupları olarak topikal ‘enjeksiyonluk su’, topikal ‘mupirosin’ ve topikal ‘susam yağı’ uygulanan gruplarda tam epitalizasyon günleri (sırasıyla 11,08 ± 0,36, 11,83 ± 0,46, 11,17 ± 0,46) tedavi grupları olan topikal ‘Çörekotu yağı’, topikal+intraperitoneal ‘Çörek Otu yağı’ uygulanan gruplara (sırasıyla 9,83 ± 0,42, 9,5 ± 0,34) göre daha uzun bulunmuştur (p küçük 0.05). Çalışmamızda her 2 günde bir yara kapanma oranları değerlendirildiğine 2. günden sonra diğer günlerde tedavi gruplarının yara kapanma oranları kontrol gruplarına göre daha yüksek bulunmuştur. Topikal+intraperitoneal ‘çörek otu yağı’ uygulanan tedavi grubu topikal ‘çörek otu yağı’ uygulanan tedavi grubuna göre yara iyileşme oranları birazcık daha yüksek bulunduğu halde, bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildir (p büyük 0,05). Deney grupları histolojik ve elektroforez değerlendirilmesinde gruplar arasında fark görülmemiştir. Sonuç olarak Çalışmamızda çörekotu yağı uygulamasının yara iyileşmesini hızlandırdığı görülmüştür. Bu durumun yara tedavisi için kullanılacak alternatif bir yaklaşım getireceğini düşünmekteyiz. Yasemin Varol Dnş. : Prof. Dr. Fikret Vehbi İzzettin, Prof. Dr. Adile Çevikbaş Marmara Üniversitesi Çörek Otu Yağı Toksit Azaltıyor Marmara Üniversitesi Çörek Otu Yağının Anti-tüberküloz ilaç kaynaklı hepatotoksisite üzerine etkisinin araştırılması Çalışmamızın amacı anti-tüberküloz ilaçlar kullanılarak meydana getirilen hepatotoksisite de çörek otunun iyileştirici etkisini araştırmaktır. Çalışmamıza alınan fareler 4 gruba ayrıldı. Bu gruplara 10 gün süreyle şu maddeler verildi. 1. Grup: Serum fizyolojik 2. Grup: Çörek Otu yağı 3. Grup: INH + RIF (izoniazid + rifampisin) 4. Grup: INH + RIF + Çörek Otu Yağı Çörek Otu yağının iyileştirici etkisini belirlemek amacıyla tüm gruplarda biyokimyasal, histopatolojik inceleme ve elektroforez yapıldı. Biyokimyasal incelemeler sonucu 1. ve 2. grup arasında anlamlı bir farklılık gözlemlenmedi. 3. ve 4. gruplarda ise AST, ALT, ALP, TBIL düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p 0.05′ten küçük). Gruplarda yapılan histopatolojik incelemelerde ise 1. grupta (serum fizyolojik) normal karaciğer yapısı gözlemlenmiştir. 2. grupta ise (Çörek Otu Yağı) normale yakın karaciğer yapısı gözlemlenmiş olup her iki grup kıyaslandığında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Anti-tüberküloz ilaçlar verilerek hepatotoksisite meydana getirdiğimiz 3. Grubun (hepatotoksisite grubu), karaciğer yapısında dejenerasyon olduğu gözlemlenmiştir. 4. Grupta ise dejenerasyon gözlemlenmiş olup bu dejenerasyonun 3. Gruptaki dejenerasyon kadar yüksek oranda olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Fakat histopatolojik olarak anlamlı bir şekilde de düzelme görülmemiştir. Gruplardan alınan karaciğer örneklerinde yapılan SDS- PAGE elektroforez sonucunda, gruplar arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Tüberküloz, kişiyi maddi ve manevi olarak yıpratan, günümüzde ise halen önemini koruyan bir hastalıktır. Tedavi sırasında oluşan hepatotoksisiteyi hızlı şekilde yok etmeye çalışmak, tüberküloz hastasının tedaviye olumlu yanıtını hızlandırmaktadır. Bu tezde elde edilen bulgular anti-tüberküloz ilaçların, yan etki olarak karaciğerde yarattığı toksisiteyi, çörek otu yağının önlediğini işaret etmektedir. Nur Şener Prof. Dr. Fikriye Uras Marmara Üniversitesi çörek otu yağının faydaları ahmet maranki,çörek otu yağının kullanım şekli,çörek otu ile zayıflama,çörek otu yağının saça faydaları,çörek otu yağının cilde faydaları,çörek otu yağının zararları,çörek otu yağının sinüzite faydaları,çörek otu yağının faydaları ve zararları
Devamını oku »

Mide Yanması Nasıl Geçer, Mide Yanması Tedavisi

Mide yanma problemi oldukça şiddetli geçebilen ve meşakkatli bir problemdir. Mide yanması probleminin çeşitli tedavi yöntemleri mümkündür. Bunlardan ilki ilaç ile tedavi etmektir. Bu ilaçların amacı midedeki asidi yok etmek , mideyi rahatlatmaktır. Yada bu ilaçlar midedeki asidin salgılanmasını engelleyen ilaçlar olabilir. Bu ilaçları kesinlikle doktor tavsiyesi doğrultusunda kullanmak gerekir. Doktor tavsiyesi olmadan bu ilaçları kullanmak oldukça riskli ve daha ağır sonuçlara yol açabilecek bir yanlış olabilir. Çünkü doktorunuz yapacağı testler doğrultusunda midenizin durumuna göre ilaçları ne sıklıkla kullanacağınıza karar vermeli ve size en uygun ilaç tedavisini belirlemelidir. Doğal yöntemlerle , anlık olarak mide rahatlamasını sağlamak amacıyla kullanabileceğiniz çeşitli alternatif tedavi yöntemleri de bulunabilmektedir. İçerisinde asit bulunmayan , süt gibi içecekler içilerek midenizin anlık olarak bir nebze de olsa rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Ama kesinlikle bu gibi rahatsızlıklarda uzman bir hekime görünülmeli ve doktorun tavsiyeleri doğrultusunda hareket edilmelidir. Antiasit tarzında ki ilaçların uzun süre kullanılmasının herhangi bir sakıncası yoktur. Vücutta ki asit dengesini az da olsa bozabilirler ama bu durum da ciddi bir probleme yol açmaz. Bu çeşit yan etkileri fazla görülmez. Fakat bu gibi antiasit ilaçların temel sorunu etki sürelerinin çok kısa olmasıdır. Etkisini 1 – 2 saat gibi kısa süreçler içerisinde gösterebilmektedir. Bunun doğurduğu temel sorunda uyuduğumuz süreç içerisinde midemizin korunamamasıdır. Geceleri yatarken de yer çekiminin etkisi azaldığından dolayı kişinin şikayetleri daha da artmakta , bu gibi antiasitler kişiyi koruyamamaktadır. Bu nedenle geceleri yemek borusunda çeşitli hasarlar meydana gelebilmektedir. Mide yanmasınneler iyi gelir Karnabahar : Haşlanmış karnabahar, mideyi asit saldırılarından koruyarak tüm sorunları giderebilir. İçeriğinde bulunan gefarnato maddesi ülser ilacının hammadesi olarak kullanılıyor. Lahana : Lahanayı çiğ olarak yemeyi tercih edin. İnce şeritler halinde doğrayıp salata yapın. Meyve presinde lahananın suyunu sıkıp aynı miktarda elma suyu ile karıştırın ve için. Lahana, ülser ve gastrit ilacı olarak biliniyor. Dörtte bir lahanayı yıkayıp kalın şeritler halinde doğrayın. 1 kerevizi soyup doğrayın. 1 havucu temizleyip dilimleyin. Lahana, kereviz ve havucu katı meyve presinde sıkıp sabah akşam suyunu için. Patates : Çiğ patates suyu mide yanmasının doğal ilacıdır. Patatesi soyup katı meyve presinde suyunu sıkın. Su,havuç suyu ya da kereviz suyu ile karıştırıp için. Elma sirkesi : Salatalarda ya da mezelerde elma sirkesi kullanın. Maden suyu : Mide asidinin büyük bir bölümünü etkisiz hale getiriyor. Ispanak : Ispanağı buharda pişirin ya da haşlayarak tüketin. Taze yapraklarını salata olarak yiyin. Zeytinyağı : Çiğ olarak kullanıldığında besinlerin midede kalma süresini azaltıyor ve yağların sindirimi için safra salgısını artırıyor. Baklagil : Fasulye, bezelye ve mercimekte bulunan bioflavionid maddesi, midenin koruma faktörünü artırıyor. Muz : Mideyi seven meyvelerin başında geliyor. Ara öğünlerde birer muz yemek, midedeki yanma hissini ortadan kaldırabilir. Muz, mide enzimleri ve hücrelerinin üretimini de artırıyor. Kızarmış ekmek : Midenin salgıladığı aşırı asidi kurutarak yanma hissini gideriyor. Meyankökü : Güçlü bir mide koruyucusu.Yapılan son araştırmalara göre midedeki aşırı asitlenmeyi azaltıyor. Popüler aramalar: mide yanması nasıl geçer mide yanması tedavisi mide yanması nasıl giderilir mide yanmasına NASIL GEÇER mide yanması nedenleri Benzer yazılar Mide Yanması Nasıl Geçer, Mide Yanması Tedavisi MİDE AĞRISINA İYİ GELEN YİYECEKLER Mide Ağrısının Nedenleri ve İyi Gelen Besinler Mide ağrısı gerçekten hayatı çekilmez kılabilen bir ağrı çeşididir. Midenin doğası gereği sindirim ile alakalı sorunlardan kaynaklı ağrılar ... Mide Yanması, Mide Yanması Neden Olur ? Mide yanması 20 ile 50 yaş arasında birçok insanda görülen çok yaygın bir rahatsızlık. Midede yanma hissi yemekten önce, yemek sırasında ya da yemekten 2-3 ... Reflü Nasıl Oluşur Mide içindekiler, midenin salgıladığı hidrojen iyonu sebebiyle yüksek derecede asittir. Eğer onikiparmak barsağından mideye doğru safra geri akım? varsa, mideden yukarı çıkan içerik hem asit ... Mide yanması nedir? Neden olur? Neler yapılmalı? Mide yanması 20 ila 50 yaş arası bir çok kişde sıklıkla görülen bir rahatsızlıktır.Genellikle yemekten önce,yemek arasında yada yemekten2-3 saat sonra görülür. geceleri mide yanması, gefarnato, hareket, hekime, iftardan sonra mide yanması, kesinlikle, meyve, mide ekşimesi, mide yanması baklagil, mide yanması elma sirkesi, mide yanması ilaçları, mide yanması ıspanak, mide yanması kızarmış ekmek, mide yanması lahana, mide yanması maden suyu, mide yanması meyan kökü, mide yanması muz, mide yanması ne iyi gelir, mide yanması patates, mide yanması şifalı bitkiler, mide yanması süt, mide yanması zeytinyağı, mide yanmasına iyi gelen bitkiler, mideye iyi gelen bitkiler, oruç mide yanması, oruç tutarken mide yanması, probleminin, ramazan aylarında mide yanması, ramazanda mide yanması, sabahları mide yanması, sahurdan sonra mide yanması, Tedavi, uzman, yanma, yemekten sonra mide yanması mide yanmasına ne iyi gelir,mide yanması süt,mide yanması nedenleri,mide yanmasına bitkisel çözüm,mide yanması tedavisi,gebelikte mide yanması nasıl geçer,mide yanması nasıl geçer bitkisel,endoskopi
Devamını oku »

Cinsel İsteği Arttıran Besinler

CİNSEL İSTEĞİ ARTIRICI BESİNLER - Badem, cinsel güçsüzlüğe karşı ilaç olarak kullanılmaktadır. Bu gibi durumlarda bir ay süre ile yemeklerden sonra yirmi adet tatlı badem yenilmesi gerekir. - Enginar cinsel gücü artırır, vücudu güçlendirir. - Fındık, iktidarsızlığa iyi gelmektedir. - Havuç, cinsel güçsüzlükten yakınanlara sık çoğunlukla önerilen bir bitkidir. - İncir cinsel isteği artırır. Bol miktarda yenilen incir iktidarsızlığa iyi gelmektedir. - Karabiber iktidarsızlık ve cinsel hastalıkların tedavisi için kullanılır. - Kereviz iktidarsızlığa karşı yararlıdır. - Maydanoz erkeklerde ve Kadınlarda cinsel isteği artırır. Sarımsak: En güçlü afrodizyak olarak bilinir. Tüm hormonları çalıştırır. İstiridye: İçerdiği bazı aminoasitlerin cinselliği sağlayan hormonları tetiklediği görülmüştür. Havyar: Yüzyıllardır afrodizyak olarak kullanılmaktadır. Çikolata: İçerdiği seratonin ve daha da önemlisi fenetilamin maddeleri nedeniyle cinsel istek artırıcı etkiye sahiptir. Ginseng: Geleneksel Çin ve Güney Amerika tıbbında cinsel gücü artırmak üzere kullanılan bir köktür. Bir araştırma ginsengin cinsel isteği ve birleşme kapasitesini artırdığını ortaya koymuştur. Tarçın: Hormonları çalıştırır ve cinsel gücü artırır. Bir bardak suya bir kahve kaşığı atılıp çay gibi içilebilir. Yulaf ezmesi: Özellikle kadınlarda cinsel isteksizliği giderir. Hormonları düzenler ve vücut direncini artırır. Roka: Yeşil sebzeler içinde bu anlamda en değerlisi rokadır. Kekik ve nane: Özellikle kadınlarda bütün kadınlık hormonlarının düzenli çalışmasını sağlar ve vücudu güçlendirir. Isırgan tohumu: İşte ufak bir mucize. Bir kilo bal ile 100 gr. ısırgan tohumunu karıştırın ve her gün bir kaşık yiyin. Bomba gibi hissedeceksiniz. Antep Fıstığı: Protein ve bol E vitamini ihtiva eder. Cinsel arzunun uyarılmasını sağlar. Kırmızı ve yeşil acı biber, karabiber: Hep tatlılar bu etkiyi yapacak değil ya, inanamayacaksınız ama acı da cinsel isteği kamçılar… Maydanoz: Beden yorgunluğunu giderir. Kereviz: Çeşitli iç salgı bezlerine etki eder, bezlerin faaliyetlerini artırır. Özellikle 30′lu yaşlarda yenmesi gerekir. Zencefil: Tüm vücudu uyarır, bedenen ve ruhen güç kazandırır. Kurabiye ve tatlılarda da kullanılabilir. Vanilya: Hem bedeni, hem de sinirleri güçlendirir, cinsel gücü artırır. Arı sütü, bal ve polen karışımı: Bu karışım hem hücreleri yeniler, hem de cinsel gücü artırır. Benzer yazılar CİNSEL İSTEĞİ ARTIRAN BESİNLER Rahim Ağzı Kanseri Aşısı İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Faruk BUYRU, cinsel ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanmanın rahim ağzı ... CİNSEL PERFORMANS rahatsızlıkları Cinsel performans rahatsızlığı nedir?; Bir cinsel isteksizlik hastalığıdır,her iki cinstede olmaktadır.Cinsel organların sağlıklı ve düzenli çalışması kişisel ve ruhsal gelişim için çok önemlidir,ayrıca sağlıklı bir ... CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU VE TEDAVİSİ Bu, insanların çoğunun bir daha tekrarlamayacağını ümit ettiği tür bir sorundur. Ancak bir kadın ya da erkek uyarılmada zorluk ... YOHİMBE AĞACI Yohimbe bitkisi nedir?;Batı Afrikada yetişen bir ağaçtır. Kullanılar kısımları neresidir?;Yohimbe ağacının kabukları kullanılır Kullanım şekli;Yohimbe ağacının kabukları kurutulur ve suda kaynatılmak suretiyle kullanılır cinsel isteği artırmanın yolları,cinsel gücü artiran doğal afrodizyaklar,cinsel gücü artıran şifalı bitkiler,cinsel isteği artırma,cinsel ilişkiden zevk alamama,cinsel arzu eksikliği,güç verici besinler,cinsel isteği artıran yiyecekler
Devamını oku »

Sertleşmeye Bitkisel Çözüm ( Keçi Boynuzu )

Sertleşme sorununa bitkisel tedavi Uzmanlar, sertleşme ve iktidarsızlığa karşı adeta mucize bir çözüm yolu olabilecek bir formül öneriyor. Viagra’yla bile mukayese edilmeyecek derecede etkili olan bu bitkisel formülü kullanmak için ise biraz dikkatli olmak gerekiyor… “Sertleşme sorunu ve iktidarsızlığa karşı adeta mucize çözüm keçiboynuzudur.” Viagra’dan daha etkili Keçiboynuzu kürü, iktidarsızlık için Viagra’nın bir gecelik getirdiği çözüme karşı bir defalık veya bir gecelik çözüm getirmemektedir. Aksine, iktidarsızlığı tedavi ederek uzun bir zaman dilimi içerisinde kalıcı çözüm getirmektedir. Dönem dönem uygulanacak kür ile de iktidarsızlığı ortadan kaldırabilmektedir. İktidarsızlık çeken erkeklerin hiç çekinmeden kullanabilecekleri bir kür. Yan tesiri yok Herhangi bir yan tesiri olmayan bu uygulama, iktidarsızlık şikayetleri olan erkekler için ideal bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü uzun zaman kalıcı çözüm getirebilmektedir. Viagra’nın belirtilen yan tesirlerinin hiç biri keçiboynuzu küründe yoktur. Acele etmeyin zamanı bekleyin Keçiboynuzu kürü uygulanırken, iktidarsızlığa karşı etken olan etkin madde lerinin önce vücutta depolanmaları gerekir. Bu etkin maddeler, vücutta ancak belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra, hücre içindeki transformasyon mekanizmasını harekete geçirerek (uyararak) etkisini göstermeye başlarlar. Bu nedenle bitkisel kürü uygularken sabırlı olmak gerekir. UYARI: Bu kürü uygulamak isteyen şeker hastalarının önce hekimlerine danışmaları gerekir. Çünkü keçiboynuzu fazla miktarda şeker içermektedir. NOT : ALINTIDIR. Benzer yazılar SERTLEŞME SORUNUNA KEÇİ BOYNUZU BİTKİ TOZU ELDE ETMEK Bitki tozu elde etmek için yapılması gereken işlem: Kimi vakalarda bitkisel ilaçları toz olarak alma zorunluluğu doğabilir.Bunu için bitkilerin etkin yerlerini çok uzun süre kurumaya ... HAYIT TOHUMUNUN FAYDALARI Hayıt Tohumu Nasıl Kullanılır-Hayıt Tohumunun Faydaları Özellikle hanımların bir çok kadın sorununa bitkisel çözüm yolu olabilen hayıt tohumu aynı zamanda erkeklere olan faydalarıyla da ... Reflü hastalığı tedavisi Reflü hastalığı aslında tedavisi çok basit bir hastalıktır ancak çabuk farkedilip önlem alınması gerekir. Reflü hastalığınız ilerlemiş olsa bile doktor kontrolünde bu hastalıktan kurtulmanız mümkündür, ... Tiroid ve troid nodüllerine dereotu kürü(Prof.Dr.İbrahim Saraçoğlu) Tiroid nodüllerine karşı Dereotu Kürü Dereotu kürü tiroid hormonlarını dengeler, sağlıklı çalışmasına yardımcı olur sertleşmeye ne iyi gelir,sertleşmeye faydalı bitkiler,sertleşmeye iyi gelen bitkiler,sertleşme sorununa bitkisel tedavi,ereksiyona bitkisel çözüm,sertleşmeye doğal çözüm,sertleşmeye bitkisel çözüm maranki,keçiboynuzu kürü
Devamını oku »

Bulaşıcı hastalıklar nelerdir

Bulaşıcı Hastalıklar ve Korunma Yolları Bulaşıcı hastalıklar genellikle neden olduğu virüsü hastanın çevresine yayan hastalık çeşitleridir. Bulaşıcı hastalıklara neden olan virüsün iyi dezenfekte edilmesi gerekir. Bulaşıcı hastalıklar kısa sürede yayılma özelliğine sahiptir. Bu yüzden bulaşıcı hastalığa yakalanan birisinin mutlaka karantinaya alınması gerekir. Başlıca Bulaşıcı Hastalık Çeşitleri 1-Belsoğukluğu 2-Çiçek Hastalığı 3-Difteri 4-Dizanteri 5-Grip 6-Kızamık 7-Kolera 8-Menenjit 9-Tetanoz 10-Zatürree 11-Verem Bulaşıcı Hastalıkların Bulaşma Yolları Hastalığa neden olan birçok faktör olabilir. Bu faktörlerin başında virüsler, bakteriler ve mantarlar gelir. Bütün bulaşıcı hastalıklar en az 1 ya da birkaç yolla insana bulaşabilir. Hastalıklar insandan insana geçebileceği gibi hayvandan insana da geçebilir. Hastalıklar genelde şu yollarla bulaşabilir. 1-Hasta birisinin öksürmesi, aksırması ve hapşurması sonucu hastalık mikrobu başka insanlara geçebilir. 2-Doğrudan deri teması ile geçebileceği gibi cinsel yollarla da bulaşabilir. 3-Hastanın kullandığı özel ve kişisel eşyaları mikrobun yayılması için iyi bir vasıta olabilir. 4-Hastalıklı bir anneden kalıtsal yollarla hamilelikle geçebilir. Frengi, kızamık, belsoğukluğu gibi hastalıklar çoğu zaman kalıtsal yollarla geçer. Bulaşıcı Hastalığa Yakalanma Riski Yüksek Olanlar 1-Bulaşıcı hastalığın yaygın olduğu bölgeye seyahat edenler. 2-Üç aylıktan küçük bebekler 3-Yaşlı ve yatalak olan insanlar 4-Ailesinden birisi daha önce bu bulaşıcı hastalığa yakalanmış olanlar. 5-Bağışıklık sistemini bastırıcı ilaçlar kullananlar. Bulaşıcı Hastalıkların Belirtileri: 1-Yüsek Ateşlenmeler 2-Halsizlik durumları 3-Ciddi iştah kayıpları 4-Şiddetli baş ağrıları 5-Vücutta dökülmeler ve yağlanmaların görülmesi Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma Yolları 1-Yeni doğan bebeğe aşıları zamanında yaptırmak 2-Vücudun direncini sürekli yüksek tutmak 3-Yeterli ve dengeli beslenmek 4-Uyku düzenini sağlamak 5-Temizlik kurallarına riayet etmek NOT : ALINTIDIR. Benzer yazılar BULAŞICI HASTALIKLAR FRENGİ hastalığına iyi gelen bitkiler Frengi hastalığı nedir?;Genellikle cinsel ilişki yoluyla bulaşan, nadiren de olsa başka yollarla da bulaşabilen mikrobik, tedavi edilmezse 3 gizli evreli, son evrede bir çok organda ... İdrar Yollarında Yanma İdrar yollarında veya idrar yaparken yanma çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Belsoğukluğu, ülser, mesane iltihabı, prostat iltihabı, mesane uru, yumurtalık iltihabı, apandisit düşünülebilir. Bu nedenle tedaviye geçmeden ... Yutma güçlüğü(Disfaji) Yutma güçlüğü genellikle yaşlılarda olan ama tüm yaşlarda da görülen yaygın bir rahatsızlıktır.Yutma güçlüğü yemeklerin ve sıvıların ağızdan mideye geçmesi sırasında zorluk hissedilmesidir.Bu bazen çok ... BOĞMACA BOĞMACA Boğmaca öksürükle kendini gösteren, mikropların neden olduğu bulaşıcı bir solunum yolu hastalığıdır. Her yaşta görülmekle beraber, çocukluk dönemindeki boğmaca şiddetli seyreder.
Devamını oku »

Genital bölgenin temizliği

Kadın için genital bölge temizliği kuralları Kadın genital sistemi cinsel ilişkiyle içeri giren bakterilerle sürekli “savaş” halindedir. Bunun yanında genital organların kalın bağırsakla yakın komşulukta olması buradaki bakterilere de vajinadan direkt bir giriş kapısı oluşturur. Genital sistemin idrar yolu ile yakın komşuluğu bölgede uretra (idrar borusu) yoluyla mesaneye direkt bir geçiş sağlar. Normal şartlarda vajinanın mükemmel savunma mekanizması ve uretradan mesaneye geçişi zorlaştıran kapak mekanizması sayesinde bakterilerin genital bölgede ve idrar yollarında enfeksiyon yapması engellenir. Her ay gerçekleşen adet kanaması içerdiği proteinler nedeniyle bakterilerin çoğalması için çok uygun bir ortam oluşturur ve bu nedenle kadınlarda enfeksiyonlar en sık adet döneminde ortaya çıkar. Genital hijyen kuralları hakkında bilgi sahibi olmanız hem genital sistem hem de idrar yolu enfeksiyonlarından korunmanız açısından son derece önemlidir. Vajinanın Dostu: Laktobasiller Vajinanın diğer organlara göre en önemli farklılıklarından biri bölgenin zararlı bakterilere karşı savunmasında bizzat bakterilerin görev almasıdır. Laktobasil adı verilen ve asit ortamda üreme özelliği olan bakteriler vajinanın içinde enfeksiyon yapabilecek diğer bakterilerin çoğalmasına engel olurlar. Bu amaca yönelik olarak vajina duvarında yer alan hücreler içerisinde östrojen hormonu sayesinde depolanan glikojen (glikojen glikoz adlı şekerin depo şeklidir) önce şekere sonra laktik asit adı verilen bir asit maddeye dönüşür. Bu asit madde vajinanın asit ortamının devamını ve laktobasillerin çoğalmasını sağlar. Herhangi bir nedenle laktobasiller azaldığında (enfeksiyon yapıcı bakterilerin vajinayı işgal etmesi ve laktobasillere üstün gelmesi) vajinanın asit ortamı bozulur ve vajinada enfeksiyon kolaylaşır. Herhangi bir nedenle vajinanın asit ortamı azaldığında (vajinaya uygun olmayan kimyasal maddelerin girmesi, östrojen üretiminin azalması nedeniyle glikojen depolarının azalması) laktobasiller azalır ve vajinada enfeksiyon kolaylaşır. Genital hijyeni korumaya yönelik önerilerin bir çoğu vajinada laktobasil-asit ortam ikilisinin korunmasına yöneliktir. Genital hijyen kurallarını ezberlemek yerine bu ikiliyi aklınıza getirirseniz genital hijyen olgusunu çözmeniz kolaylaşacaktır. Genital Hijyeni Korumanın 10 Altın Kuralı KURAL 1 Doktorunuz aksini önermedikçe vajinanın içini yıkamaya yönelik üretilen hijyen ürünlerini kullanmamalısınız. Vajina kendini sürekli yenileyen bir organdır. Bu nedenle vajinanın içine bu maddelerin sokularak “temizlik” yapılmaya çalışılması anlamsızdır ve vajinanın laktobasil/asit ortamının zarar görmesine neden olabilir. Bu ürünlerle dış genital bölgenizi temizlemenizde bir sakınca yoktur. Genital bölgenin gereğinden fazla yıkanarak hijyen sağlanmaya çalışılması vajinanın laktobasil/asit ortamının zarar görmesine katkıda bulunabilir. KURAL 2 Tuvalet sonrası temizlikte temizliğin önden arkaya (vajinadan anüse doğru yapılması) çok önemlidir. Temizliği anüsten vajinaya doğru yaptığınızda dışkıdaki kalınbağırsak bakterileri vajinaya ve buradan da idrar borusu yoluyla mesaneye bulaşabilir. KURAL 3 Genital Bölgenin Kuru Kalması Önemlidir. Mantar ve diğer bakterilerin nemli ve sıcak ortamlarda daha kolay üremesi nedeniyle genital bölgenin kuru kalması önemlidir. İç çamaşırınızı günlük değiştirmek, naylon yerine pamuklu iç çamaşırları tercih etmek, dar pantolon, çorap ve iç çamaşırı kullanmamakla bunu sağlayabilirsiniz. KURAL 4 İlişki sonrasında ve diğer tüm zamanlarda idrar yapma ihtiyacı ortaya çıktığında ertelenmemelidir. İdrar ihtiyacı ertelendiğinde mesanedeki bakteriler enfeksiyon yapmak için “zaman” bulurlar. Halbuki idrar yapılması bakterilerin idrarla birlikte vücuttan atılmasını sağlar. KURAL 5 Tam hazır olunmadan (yeterli kayganlık oluşmadan) ilişkiye başlanmamalıdır. Bu önlem mekanik tahrişe meydan vermemek açısından çok önemlidir. Gerekirse doktor önerisine göre kayganlaştırıcı ilaçlar kullanabilirsiniz. Benzer yazılar GENİTAL BÖLGE TEMİZLİĞİ Vajinal Mantar Enfeksiyonları (Mikotik vajinit) Vajinal mantar enfeksiyonları ilk kez 1849 yılında gebe bir kadında tanımlanmıştır. Erişkin kadınların yaklaşık %75'i yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir kez ... İdrar yolları ve böbrek hastalıklarına bitksel tedaviler Pancar ve faydaları: Pancar böbrekleri çalıştırır.pancar önemli bir potasyum kaynağıdır.Vücuttaki tuz oranını dengeler.bu sayede böbrekler ve idrar yollarının çalışmasını destekler. Kavun: Orta boy kavunun yarısı,günlük ... KEBABE Kebabe (kebabiye, kuyruklu biber, helile, hindistan eriği) nedir ?; Karabibergiller familyasından, 1-1,5 metreye kadar büyüyen, uzak doğu kökenli bir ağaç. Kebabenin kullanılan kısımları; ... Böbrek yetmezliğine iyi gelen bitkiler Böbrek İLTİHAPLANMASIgenel olarak nefrit diye adlandırılır ve buda iki alt gruba ayrılır. Böbrek süzgeç hücrelerinin oluşturduğu yumak şeklineki hücre kümelerine kısaca glomerül denir genital bölge beyazlatma,genital bölge kararması,genital bölge temizliği,genital bölge bakım ürünleri,genital bölge ağda,erkeklerde genital bölge bakımı,genital bölge kılları nasıl alınır,genital bölge lazer
Devamını oku »

SİROZ HASTALIĞI

Karaciğer karnın sağ üst kadranında ,hemen sağ akciğerin altında yerleşmiş büyük bir organdır. Siroz ya da kronik karaciğer iflası, karaciğerde geri dönüşü olmayan sakatlıklara veya yaralanmalara sebep olabilir. Kronik karaciğer iflasının ilerlemesi, akut karaciğer iflasından daha yavaş olsa da dış görünümü daha kötüdür Siroz hastalığı nedir? Karaciğerin bedendeki alkol, nikotin gibi zehirli maddelerin bedenden uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Karaciğer, yiyeceklerin sindiriminde, yağ metabolizmasında, kanın pıhtılaşmasında ve diğer fonksiyonlarda önemli rol oynar. Karaciğerde oluşan bir yara, karaciğere sürekli zarar verir ve görevini yapmasını zorlaştrır. Siroz hastalığının belirtileri nelerdir? 1- Yorgunluk, 2- Kolay berelenme, 3- İştah kaybı, 4- Ateş, 5- Mide bulantısı veya kusma, 6- Sarılık (cildin sarı olması), 7- Kaşıntı, 8- Karın ağrısı, 9- Karında veya ayak bileğinde şişlik, 10- Midede veya yemek borusunda kanama, 11- Kilo kaybı. Siroz hastalığının nedenleri nelerdir? 1- Kronik viral Hepatit, 2- Alkol, 3- Kronik safra Kanalı Blokajı, 4- Bakırın(Wilson Hastalığı) veya Demirin(Hemakromatozis) Anormal Depolanması, 5- İlaçlar ve Toksinler, 6- Otoimmün Hepatit, 7- Kistik Fibrozis ve alfa 1-Antitripsin Yetersizliği. Siroz hastalığına karşı alınabilecek önlemler nelerdir? 1- Alkolü bırakmak, 2- Hepatit hastalığına yakalanmamak için aşı yaptırmak, 3- Bazı karaciğer hastalıkları siroza yol açar. Bu yüzden mutlaka tedavisi yapılmalıdır, 4- Beslenmeye dikkat edilmeli, yağlı ve hayvansal kaynaklı besinlerden uzak durmak gerekir, 5- Erken teşhis önemli olduğundan kontrol amaçlı muayene yaptırılabilir. Siroz hastalığının tedavisi nasıl yapılır? sirozdan zarar görmüş bir karaciğer, eski sağlıklı haline döndürülemez, ancak tedaviyle daha fazla zarar görmesi engellenebilir ve komplikasyonlar azaltılabilir. Hepatite bağlı sirozların tedavisi değişik tipte hepatitlerin tedavisinde kullanılan ilaçlardan oluşur. Her durumda, hastalığın sebebi ne olursa olsun, mutlaka sağlıklı bir diyeti takip etmek gerekir. Karaciğer nakli en son tedavi yöntemidir. NOT : ALINTIDIR. Benzer yazılar SİROZ HASTALIĞI SİROZ hastalığına iyi gelen bitkisel tedaviler Siroz hastalığı nedir?; Çeşitli nedenlerle karaciğerin yapısının düzensizleşmesi, hücrelerin hasara uğraması ve yok olması nedeniyle karaciğerin küçülmesi, görevini yerine getirememesi hastalığıdır.Tehlikeli dönüşü olmayan bir hastalıktır. ... MİDENİZ İLTİHAPLANABİLİR Mideniz de iltihaplanabilir! Son zamanlarda mideniz çok sık ağrıyor ve ağrı giderek şiddetleniyor mu? O zaman dikkat! Mideniz iltihaplanmış olabilir… Mide hastalıklarının başında gelen ve ... GASTRİT NEDİR GASTRİT NEDİR? Gastrit midenin iç yüzünde bulunan mukoza tabakasının iltihaplanmasıdır. Erişkinlerde ileri yaşlarda olmak üzere tüm toplumda sık görülen bir rahatsızlıktır. Çoğunlukla kronik (müzmin) gastrit ... Akut böbrek yetmezliği tedavisi Eğer sizde akut böbrek yetmezliği varsa, durumunuz enfeksiyon, kalp veya nörolojik so­runlar, hipertansiyon veya gastrointestinal ka­nama komplikasyonlarının ortaya çıkarılmasıı için yakından gözlenmedilir. Eğer sorunlar orta­ya
Devamını oku »

KAN YOLU İLE BULAŞAN HASTALIKLAR

22 Şubat 2014 Cumartesi
Kan ile bulaşan hastalıklar HEPATİT B VE C Birisine kan bağışladınız, serolojik test sonuçlarınızdan (HBsAg) Hepatit B ve (AHCV) Hepatit C şüpheli pozitifliği size veya yakınlarınızdan birine bildirildiğinde (eşiniz, nişanlınız akrabalarınız, yakınlarınız,iş yerindekiler) SAKIN TELAŞA KAPILMAYIN, KORKUP ŞAŞIRMAYIN. Kan merkezimiz doktorlarından aldığınız bilgiler doğrultusunda test sonuçlarınızla bağlı bulunduğunuz sağlık kuruluşlarına (Üniversite, Devlet Hastaneleri, Askeri hastaneler, SSK hastaneleri v.s.) başvurup doktorunuzla görüşüp testlerinizi yenileyin. Söz konusu Hepatit B ise yakınlarınızı hemen aşılatın,Hepatit C virüsü için henüz aşı bulunamadı. Yakın ilgi ve iyi moral bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirir. Her insan doğduğu ilk günden yaşamının son gününe kadar her an ve her yerde Hepatit B ve C virüsleri ile karşılaşabilir. Hepatit B ve C virüsleri nasıl bulaşır? Enfeksiyonun bulaşmasında su ve gıdaların önemi yoktur. Virüsün bulaşmasında bütünlüğü bozulmuş deri önemli rol oynar. Kan ve kan ürünlerinin transfüze edilmesi Hemodiyaliz Akupunktur Dövme Aynı enjektörün farklı bireylerde kullanılması ile Endoskopi Kan bulaşmış havlu, jilet, traş makinesi, diş fırçası, ruj gibi malzemelerin ortak kullanılması Manikür , pedikür, pens ve törpüler ile Doğum esnasında veya anne karnında plasenta ile Uygun sterilizasyon yapılmamış aletlerle yapılan cerrahi müdahaleler ile (sünnet, diş çekimi) Korunmasız cinsel temas ile Hepatit B virüsü bulaşırsa ne olur? Virüs ilk 5-6 ay içerisinde %85-90 oranında kandan atılır. Bu kişiler doğal bağışıklık kazanırlar ve bir daha Hepatit B ye yakalanmazlar. % 10 oranında ise virüs kanda kalır. Bu kişilerin bir kısmı sağlam taşıyıcı olarak normal hayata devam eder, bir kısmı ise kronik hepatite dönebilir. Bu kişilerin tedavi ve takibi önemlidir. Tedavi şansları %90 a kadar yükselmiştir. Hepatit C virüsü bulaşırsa ne olur? Virüsün kronikleşme oranı %85′tir. Bunların %25′inde karaciğerdeki harabiyet hafif düzeyde kalmaktadır. Akut enfeksiyon sonucu %25′de iyileşme olmaktadır.Kronik hepatit C tanısı konan kişilerin yarısından fazlasında tetkiklerde veya herhangi bir nedene bağlanamayan yakınmalar nedeniyle yapılan tetkikler sonucu konmaktadır. Hepatit nedir? Hepatit sarılık olarak bilinen bir karaciğer hastalığıdır.Karaciğer hücrelerinin çok ciddi iltahabıdır. Hepatit yapan sebepler çoktur. Bunlar; Virüsler Alkol İlaç Ottoimmün sebepler (genelde kırk yaş üstü kadınlarda) Kimyasal toksik maddeler (plastik sanayide kullanılan PVC ve diğerleri) Hepatit nasıl başlar ve nasıl devam eder? Başlangıçta akut hepatit olarak yorgunluk , bulantı, gribal kırgınlık, eklem ağrıları , cilt ve gözlerde sarılık (her hastada sarılık görülmeyebilir), koyu renk idrar, iştahsızlık ile başlayan ve 3-4 ay devam eden Hepatit B iyi takip edilmezse yani hepatit geçirildiğinin farkına varılmazsa hasta soğuk algınlığı geçirdiğini zanneder, buda ileride uzun süren kronik hepatite dönüşebilir. Günümüzde tedavi Hepatit B yi durdurabilir. Aksi takdirde kronikleşen hastalardan bir kısmı siroz ve az da olsa bir kısmı karaciğer kanserine dönüşebilir. Hepatit B den nasıl korunulur? Çocuk doğar doğmaz 1-2 gün içinde ilk aşı yapılır.Daha sonra ki birinci ve ikinci aylarda yapılan aşılarla aşılama tamamlanır. Doğumda aşılama fırsatı bulunamayan çocuklara Hepatit B aşısı, çocuklar yuvaya veya ilköğretime başlarken mutlaka yapılmalıdır. Çocuk Hepatit B taşıyan anneden doğmuş ise hem aşı yapılır hem de hiperimmun globulin yapılır. Askere giden delikanlılardan aşılanmamış olanlar, askerliğe başlarken aşılanmalıdır. Evlenmek için nikah memurluğuna başvuranların evlenmeden önce mutlaka Hepatit B aşısı olmaları gerekmektedir. Hepatit C den Nasıl Korunulur ? Hepatit C ye karşı aşı henüz deneme aşamasındadır. Kanında Hepatit B Ve Hepatit C Virüsü Taşıyan Arkadaşlarınızdan, Yakınlarınızdan Hangi Durumlarda Size Virüs Bulaşma Tehlikesi YOKTUR? Kucaklaşıp yanak yanağa gelme hatta yanakları öpme ile (Dudaktan öpmede, ağızda uçuk , kanama, yara varsa dikkatli olunmalıdır) Aksırma Öksürme El sıkma Ortak kullanılan ; Tüm mutfak eşyalarından, kap kacaktan Yeme içme kaplarından Su bardağından,su fıskiyelerinden Yüzme havuzlarından SFİLİZ (FRENGİ) Cinsel yolla bulaşan hastalıklar önemli ve sağlık yönünden pek çok zararlara neden olan hastalıklardır. Bu hastalıklar bazen hiçbir belirti vermeyebilir veya var olan belirtiler bir süre sonra kendiliğinden geçebilir, bir kısım belirtiler ise uzun süre sonra ortaya çıkar. Sifiliz (Frengi) de genellikle cinsel yolla bulaşan ve antibiyotik tedavisi ile iyileşen bir hastalıktır.Hastalığın etkeni Trepanoma pallidum denilen bakteridir. BULAŞMA Genellikle cinsel yolla Hastalıklı kişilerle çok yakın ilişki,bu kişilerin kullandığı bardak,çatal,kaşık gibi malzemelerin ortak kullanılması ile Sifilisli hamile anneden çocuğuna plasenta ile FRENGİ BULAŞIRSA NE OLUR İlk lezyon genellikle cinsel organların mukozasında, ayrıca ağız içi ve dudaklarda (bunlar daha çok öpmekle,hasta kişinin kullandığı bardak, çatal, kaşık gibi malzemelerin ortak kullanımı ile ) görülür. Hastalığın 3 dönemi vardır. Birinci Dönem( yara Dönemi ): Ortalama 1 ay sonra enfeksiyonun giriş yerinde temiz,tabanı sert,çevresi kırmızı,ağrısız bir yara oluşur,kasık lenf bezleri şişer. Yara kendiliğinden iyileşir,gözden kaçabilir ve önemsiz görülebilir. İkinci Dönem : Birinci dönemden ortalama 2-10 hafta sonra deride kırmızı makülo-papüler lekeler,ağız içinde plak müköz,anal ve genital bölgede renksiz,ıslak papüller oluşur. Bu dönemde kanla yayılım nedeni ile menenjit,göz ve kemiklerde bir takım problemler meydana gelebilir. İkinci dönemde kendiliğinden geçebilir. Birinci ve ikinci dönem hastalığın en bulaşıcı olduğu dönemdir. Hastalığın bu iki dönemini geçirenlerin %25′nde belirtiler tedavisiz kaybolur ve şifa oluşur, % 25′inde hastalık gizli bir hal alır, % 50′sinde ise üçüncü dönem başlar. Üçüncü dönem : Deride, kemiklerde, iç organlarda tümoral oluşumlar meydana gelir. Sfilizli hamile kadınlarda hastalık plasenta yolu ile fetusa geçer. Bu fetuslardan bir kısmı ölür, kadın düşük yapar, bazıları ise sfilizli doğar. Sfilizli doğan bu çocuklar kesici dişlerin kenarlarının testere gibi intizamsız olmaları, burunlarının semer veya sokrat burnu denilen çökük burunlu olmaları,zeka büyüme gerilikleri gibi belirtiler gösterirler. Sfilizli hamile kadına gebeliğinin ilk yarısında uygulanacak tedavi ile doğacak çocuk hastalıktan kurtulabilir. TANI Sfilizlinin tanısında bir çok testler olmakla birlikte genellikle iki farklı yol uygulanmaktadır. Özgül olmayan testler (Testte kullanılan antijenlerin trepanoma ile ilgileri yoktur yani Non-trepanomal testlerdir.) VDRL,RPR gibi Özgül Testler ( testlerde kullanılan antijenler trepanomanın kendisine aittir veya trepanomanın kendisi bizzat testte rol alır. Yani testler Trepanomal testlerdir. TPHA,TPİ,FTA-ABS gibi. Bu testlerden : Özgül olmayan testler tarama testleri olarak kullanılır. Çeşitli faktörlere ve hastalıklara bağlı olarak yalancı negatiflikler ve yalancı pozitiflikler görülebilir. Hastalığın ve tedavinin seyrini göstermeleri açısından önemlidirler. Özgül testlerle tespit edilen antikorlar uzun süre kalıcıdırlar. Bazı hastalıklarda pozitif sonuçlar alınmaktadır. TEDAVİ Hastalığın tedavisinde özellikle penisilin grubu olmak üzere bir çok antibiyotik kullanılmaktadır. KORUNMA Aşısı yoktur, Tanı konulanların tedavisi, Bulaştırıcıların takibi, kontrolü, tedavisi , Kişilerin seks konusunda bilinçlendirilmesi ( Beraber olacağınız kimsede sizi tedirgin eden bir belirti ile karşılaşırsanız cinsel ilişkide bulunmayınız),korumasız cinsel ilişkiden kaçınılması çok önemlidir. AIDS (KAZANILMIŞ BAĞIŞIKLIK YETMEZLİĞİ SENDROMU) AIDS, HIV adı verilen bir virüsün neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. HIV virüsü girdiği vücudun bağışıklık sistemini etkileyip yok ederek, direnci azalan vücutta diğer mikropların hastalık yapmalarına fırsat verir. HIV VİRÜSÜ NASIL BULAŞIR Cinsel ilişki ile; Korunmasız cinsel ilişki ile bulaşır. Tüm bulaşmaların %80-85′i bu yol ile olmaktadır. HIV virüsü kanda olduğu gibi erkeğin sperm sıvısında, kadının vagina salgısında da bulunur. Cinsel ilişki sırasında vagina, penis, anüs mukozası veya ağızdaki zedelenmiş doku ve çatlaklardan vücuda girerek erkekten kadına, kadından erkeğe, erkekten erkeğe, kadından kadına bulaşabilir. Kan ile; Tüm bulaşmaların %10-15′i bu yolla olmaktadır. Kontrolsüz kan nakli ile, Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş şırınga, cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, akupunktur iğneleri, jilet, makas gibi kesici ve delici aletlerle, HIV’li erkek ve kadının cinsel organlarındaki kanamaların veya adet kanının penise,vaginaya ve ağza teması ile, Damar içi uyuşturucu kullananların paylaştıkları iğne,enjektör ve uyuşturucu madde eritilen kaşıklar ile, HIV’ li organ, doku ve sperm nakli ile, Anneden bebeğine; Tüm bulaşmaların %5-10′u bu yolla olmaktadır. Gebelik Doğum (%30 civarındadır.) Emzirme HIV VİRÜSÜ BULAŞIRSA NE OLUR HIV bulaştıktan sonra, AIDS hastalığının belirtileri kişinin yaşam koşullarına,vücut direncine göre 5-15 yıl, hatta bazen daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar.HIV virüsü bulaştığı vücudun çeşitli hücrelerine özellikle CD4T kan hücrelerine yerleşerek çoğalır.Zarar gören CD4T kan hücreleri giderek azalır.Bunun sonucu olarak vücudun bağışıklık sistemi zayıflar ve yıkıma uğrar. Vücut direnci azalan hasta da,normalde zararsız olan,hafif geçirilebilen veya ender rastlanan bazı hastalıklar oluşur. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler,ağız ve deride tekrarlayan uçuk,yara ve lekeler,nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş,gece terlemeleri,kilo kaybı, ishal, öksürük görülür. Tüberküloz, pamukcuk, diğer bakteri, mantar ve protozoon hastalıkları fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkar. Herhangi bir kişide bu belirtilerin birkaç tanesinin birlikte bulunması durumunda AIDS düşünülebilir. Kaposi sarkomu ve bazı lenfomalar da HIV enfeksiyonunu düşündüren önemli belirtilerdir. AIDS’TEN NASIL KORUNALIM Çoğumuz HIV’in hayat kadınlarında, uyuşturucu kullananlarda, eşcinsellerde bulunduğunu sanırız. Ancak, AIDS belirli sosyal grubun hastalığı değildir. HIV cins, ırk, renk, yaş farkı gözetmeksizin herkese bulaşabilir.Bugüne kadar bulunabilmiş bir aşısı yoktur. Cinsel ilişki en önemli bulaş yoludur ve HIV her tür cinsel ilişki ile bulaşır. Cinsel ilişkide mutlaka koruyucu kılıf (Kondom, Prezervatif) kullanın. Kan naklinde AIDS test yapılmamış kanı asla kullanmayınız. Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş şırınga, iğne, cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, akupunktur iğneleri, jilet, makas kullanmayınız ve size de kullanılmasına asla izin vermeyiniz. HIV pozitif kişi,test sonucunu öğrendikten sonra kesinlikle kan vermemelidir. HIV’li sperm sıvısı, genital sıvı, kan bulaşmış alet ve eşyanın yaralı dokuya teması ile de HIV bulaşabileceği unutulmamalıdır. Yaralarınızı bantla kapayarak kendinizi koruyun. HIV VİRÜSÜ HANGİ DURUMLARDA SİZE BULAŞMAZ HIV günlük yaşamda, aynı odada bulunma, aynı okulda okuma, aynı havayı soluma ile bulaşmaz. HIV sağlam deriden geçmez. Tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, öksürük, idrar, dışkı, Yiyecekler,içecekler,çatal,kaşık,bardak,tabak,telefon, El sıkışma, deriye dokunma, okşama, kucaklama, öpüşme, Tuvalet, duş, musluk, yüzme havuzu, deniz, sauna, hamam, Sivrisinek ve diğer böceklerin sokması, kedi köpek ve diğer hayvanlarla yaşamak, TEDAVİ HIV/AIDS’in tedavisinde olumlu gelişmeler vardır. Antiretroviral ilaçlardan kili yada üçlü kullanımla başarılı tedavi mümkündür. Tedavinin ana amacı viral yükün baskılanıp en alt düzeye indirilmesi hatta yok edilmesi, Bağışıklık sisteminin korunması, HIV enfeksiyonunun etkilerinin azaltılması, Yaşam kalitesinin arttırılması, AIDS ‘ten ölüm oranının azaltılmasıdır Tedavi doktor kontrolünde ve kesintisiz sürdürülmelidir. NOT : ALINTIDIR. Benzer yazılar KAN YOLU İLE BULAŞAN HASTALIKLAR Hepatit-B hastaları için Bitkisel reçete ( Dr.İbrahim Saraçoğlu) Dr.İbrahim Saraçoğlu; Sağlık rehberi isimli kitabında hepatit-B hastaları için Maydanoz kürünü vermektedir. Kürün tarifi ve kullanımı; yarım litre kaynamakta olan suya 10-12 adet taze maydanoz(saplı) ... AIDS (Hıv enfeksiyonları) AIDS nedir ? Hıv adı verilen bir virüsün sebep olduğu virüs hastalığıdır.Girdiği vücudun,mikroplara karşı koyma yeteneğini sğlıyan bağışıklık sistemini yok eder.Direnci azalan vücut mikroplara karşı ... İdrar Yolları Hastalığı Tedavisi Tedavi Çoğu komplikasyonsuz idrar yolu enfeksiyonu ağizdan antibiyotik tedavisi ile tedavi edilebilir.Bunlar arasında trimethoprim, cephalosporinler, nitrofurantoin, veya bir fluoroquinolon (ör. ciprofloxacin, levofloxacin) sayılabilir. Bunlar yetişkinlerde ... Adenit Nedir ? Boyundaki lenf damarlarının şişmesi sonucu meydana gelen iltahaplı şişliğe adenit denir. Boyundaki derin ve yüzeyel fasyalar arasında yer alan tonsiler, submandibuler, submental, oksipital, yüzeyel ve
Devamını oku »

Yüzdeki sivilceleri yok etmek

Yüzdeki sivilceleri yok etmek Yaz aylarının gelmesiyle birlikte cildimizde oluşan yağlanmalar , sivilceler ve siyah noktalar ‘ da artışlar meydana gelir ve bu durum bir çok insanımızın günlük hayatını olumsuz yönde etkiler. Sivilcelerin cildimizden atılması için günlük hayatta bir çok kullanılan yöntem vardır fakat bu yöntemlerin bir çoğu cilde yarardan çok zararı olmaktadır. Sivilceleri cilt üzerinden temizlemek için yapılması gereken en büyük kurallardan bir tanesi cilt üzerinde yağlanmaya neden olan aynı zamanda siyah noktaların da zamanla oluşmasına neden olan mikro organizmaların temizlenmesini sağlamaktır. Cildimizi mikro organizmalardan temizlemek için bir çok doğal yöntem vardır örnegin ada çayını demledikten sonra suyunu buz dolabına koyarak 10 gün beklettikten sonra cilt üzerine bir pamuk yardımı ile uygulama yapılır ve temizlenmiş olur. bu işlevi günde bir defa yapmanız yeterli olacaktır. Fakat butür zahmetli doğal yöntemler kullanmak yerine zahmetsiz ve daha etkili doğal yöntemler kullanabilirsiniz. sivilcelerin kısa sürede cilt üzerinden atılması için yapılması gerekenler cilde uygulayacağımız doğal peeling yöntemleridir. Doğal peeling yöntemleri sadece sivilcelerimi temizler hayır tabiki ; Doğal pleeng yöntemleri cilt üzerinde oluşan siyah noktaların yok edilmesinini bir kaç gün içerisinde sağlar , beyaz noktaların temizlenmesini bir kaç gün içerisinde sağlar , ergenlikte meydana gelen aknelerin çok kısa bir süre içerisnde vücud üzerinden atılmasını sağlar. Doğal pleeng yöntemleri ; 1- Çam katran sabunu ; içerisindeki tamamen doğal karışım ile sivilceleri kökünden kurutarak cilt üzerinden atılmasını sağlar. ayrıca egzamalar için de çam katran sabunu doktorlar tarafından tafsiye edilir. 2- Lavanta sabunu ; cilt üzerindeki lekeleri kısa bir süre içerinde yok ederek içeriğinde bulunan zengin besleyici özelliğiyle cildinizi bir bebeğinki kadar pürüssüz hissedebilirsiniz. 3- caffe latte sabun ; Süt ve kahvenin zengin kokularını taşıyan bu harika Caffé Latte sabun kalıbı cildinizi sevindirecektir.Doğal bir exfoliyant olan kahve, koku ve antiseptik özellikleri ile cildin taze ve temiz kalmasını sağlarken aynı zamanda ölü hücreleri temizler.Siyah noktaları temizler, gözenekleri sıkılaştırır. Günümüz insanımızın özellikle yoğun iş hayatında bulunan bayan arkadaşlarımızın bu doğal yöntemleri mutlaka ciltlerine uygulaması gerekir. Her gün cilt üzerine uygulanan bakımlar ile cildin yıpranmasını önlemek gerekir. NOT : ALINTIDIR. Benzer yazılar YÜZDEKİ SİVİLCELER İÇİN PRATİK BİLGİ SİVİLCE VE TEDAVİSİ Ergenlik döneminin kronik sorunlarından olan sivilce, birçok etkene bağlı olarak hayatın her döneminde görülebiliyor ve ciltte kalıcı izlere neden olabiliyor. Çok sık karşılaşılan cilt ... Kuru cilt ve siyah noktalara peeling(Suna Dumankaya) Cildinizin kuru olmasına olmasına rağmen yine de siyah noktalar varsa Suna dumankaya'dan sizin için yapması çok kolay bir peeling tarifi veriyoruz; Malzemeler: Bir çay kaşığı ... KIL DÖNMESİ NASIL ÖNLENİR Ciltte oluşan batık (kıl dönmesi) problemleri birçok insanın günlük yaşantısını olumsuz yönde etkilemektedir. Dermoid kist, bilinen adıyla kıl dönmesi derinin dermis tabakasında oluşan kılın çeşitli ... Papatya maskesi(cilt beyazlatıcı,cilt lekelerine) yüzdeki sivilceler için krem,yüzdeki sivilceler neden çıkar,yüzdeki sivilceler için bitkisel çözümler,yüzdeki sivilceler nasıl gider,yüzdeki sivilceler için maske,yüzdeki sivilceler için dua,yüzdeki sivilceler nasıl geçer,yüzdeki sivilceler nasıl geçer uzman tv
Devamını oku »

YAĞ YAKAN YİYECEKLER

YAĞ YAKAN ATIŞTIRMALIKLAR Atıştırma alışkanlığımız beslenmemize çok fazla kalori ve besin maddesi ekliyor. Ancak atıştırmalık olarak doğru yiyecekleri seçerseniz enerji seviyeniz yükselir ve ihtiyacınız olan besinleri karşılarken daha hızlı kilo verebilirsiniz. *BİR ELMA VE YAĞSIZ SÜT: Bir meyveyi biraz proteinle birleştirirseniz karnınız daha iyi doyar. Karbonhidrattan farklı olarak protein enerjinize destek olmaya yardım edecek ve açlık seviyenizi birkaç saat uzatacaktır. Büyük bir elma ve bir bardak yağsız süt bunlardan biridir. Bu ikili size 200 kalori için 10 gram protein ve 5 gram lif sağlayacaktır. *SÜZME PEYNİR VE AVOKADO: Bir başka meyve ve süt ürünü ikilisi olan bu yiyeceklerin içinde 200 kalori olmasına rağmen 9 gram protein ve 7 gram lif bulunuyor. *TAVUKLU PİTA SANDVİÇ: Yarım sandviç veya dün gece yediğiniz yemekten kalanları gündüzleri atıştırmalık olarak tüketirseniz bir ana öğün yemiş gibi olursunuz. Sabahları sebzeli ve tavuklu bir ekmek arası hazırlayın, ikiye bölün ve gün boyunca yemek için 2 atıştırmalık haline getirin. Her yarım parça yaklaşık 200 kaloridir, 3 gram lif ve 20 gramdan fazla protein içerir. *KARNIBAHAR: Acıkmaya başladığınızda sarımsakla haşlanmış kuru fasulyeyi ezip sos haline getirin. Bunu krakerle de tüketebileceğiniz gibi 2 kase doğranmış ve biraz haşlanmış ya da çiğ karnıbaharla birlikte servis edebilirsiniz. Toplamda hepsi 11 gram protein, 8 gram lif içerirken kalori miktarı ise 199’dur. *CEVİZ VE ARMUT: Bu ikiliyi öğle arası atıştırmalığı olarak yemek için ikiye bölebilirsiniz. Tümü 200 kalori olan karışım 11 gram protein ile 3,5 gram lif içerir. Bu karışım enerji seviyenizi destekleyecek ve yağ yakımı için de vücudunuzu hazırlayacaktır. Ceviz beyinde mutluluk hissi veren serotonin maddesi açısından zengindir. *SU TERESİ, DOMATESLE VE YEŞİL MERCİMEK SALATA HAZIRLAYIN: Su teresi ve domatesle yeşil mercimek salatası hazırlayın: Salatalar sadece yemek zamanı için değildir. Yaklaşık 200 kalori olan salatalar iyi bir öğleden sonrası atıştırmalığıdır. 11 gram protein ile 8 gram lif içeren tarifi kilo alma korkunuz olmadan rahatça yiyebilirsiniz. *TAM BUĞDAYLI KRAKERLER ÜZERİNDE KONSERVE TON BALIĞI: Her atıştırmalığa süt ürünü eklemek istemiyorsanız, bir kutu ton balığı başka bir yağsız protein kaynağıdır. Size ayrıca Omega-3 yağ asiti de sağlar. 200 kalorilik bu atıştırmalık ile 6 tane tam buğdaylı kraker 3 gram lif ve 20 gram protein sağlar. *PİTA EKMEĞİ VE YEŞİL MERCİMEK: Yeşil mercimek iyi bir demir kaynağıdır. Demir metabolizmanızı destekler. Bu lezzetli tarif, 4 porsiyon 180 kalorilik atıştırmalık 10 gram protein ile lif sağlar. *EDANAME: Bir kase edamame ya da haşlanmış soya fasulyesi 17 gram protein, 8 gram lif içerirken, sadece 189 kaloridir. Tuzla birlikte soğuk ya da sıcak servis edebilirsiniz. *KUŞKONMAZ VE İYİ PİŞMİŞ YUMURTA: Lif açısından zengin olan kuşkonmaz yumurtanın doğal proteinini dengeliyor. Kuşkonmazda folat ile B6 ve E vitaminleri bulunuyor. Bir tane iyi haşlanmış yumurtayla birlikte 15 kuşkonmaz sapından oluşan atıştırmalık 126 kaloridir ve 11 gram proteinle, 5 gram lif içeriyor. NOT : ALINTIDIR. Benzer yazılar YAĞ YAKAN YİYECEKLER ÜZÜM PEKMEZİNİN FAYDALARI Üzüm Pekmezinin Faydaları nelerdir ? Pekmezin enerji kaynağı olduğu, kansızlığa, halsizliğe, zayıflığa ve ishale karşı yararlı olduğu bilinmektedir. "Pekmezin 100 gramı, yaklaşık 250-300 kalorilik enerji ... KUVVETLENMEK için gerekli bitkiler KUVVETLENMEK İÇİN GEREKEN GIDALAR VE KULLANMA ŞEKLİ 1-Kuru üzüm;vücuda çok kuvvet verir, kekikle birlikte yenirse yüze kan gelir. 2-İncir ile anason karıştırılıp yenir. 3-Günlük, zencefilve ... SAĞLIKLI BEBEK İÇİN SAĞLIKLI BESLENİN SAĞLIKLI BESLENİNKİ SAĞLIKLI BEBEKLERİNİZ OLSUN Anne adayını ne yerse bebeği de onu yer, anne adayı ne içerse bebeği de onu içer! Kendi sağlığınızdan geçtiyseniz ... Süt ve sağlık için faydaları(Zayıflamak isteyenler süt içsin) Çocuklar yatmadan önce, zayıflamak isteyenler yemeklerden önce içsin... Doğduğumuz günden itibaren ömrümüzün sonuna kadar yiyebileceğimiz en temel gıda maddesi süttür. Vücudumuz için önemli olduğunu bildiğimiz ... yağ yakan yiyecekler ahmet maranki,vücuttaki yağları yakan bitkiler,iştahı kapatan yiyecekler,yağ yakan meyveler,yağ yakan içecekler,yağ yakan egzersizler,yağ yakan yiyecekler gürkan kubilay,yağ yakan yiyecekler nelerdir
Devamını oku »

ADET DÜZENSİZLİĞİ

ADET DÜZENSİZLİĞİ Kadınların çoğu yıl boyunca 11-13 kez adet döneminden geçer. Bu rakama yakın değerler (1-2 az veya fazla) normal olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, adet düzensizliği konusuna ancak sizin için normal olan değerlere bakılarak bir değerlendirme yapılabilir. Adet dönemi, adet görmeye başladıktan sonraki ilk birkaç yıl boyunca sık sık düzensizlik gösterebilir. Adetin normal zaman döngüsüne girebilmesi için, adet görmeyi sağlayan hormonların dengelenmesi gerekmektedir. Aynı durum, adetin sona ermeye yakınlaştığı “perimenopoz” ve “menopoz” dönemleri öncesinde de geçerlidir. Son adet döneminin üzerinden 12 ay geçtikten sonra menopoz dönemi başlar. ADET DÜZENSİZLİĞİ NEDENLERİ Aşağıdaki listede adet düzensizliğine neden olan bazı durumlar ve sağlık koşulları yer alıyor. Ancak bu listede bulunmayan bazı diğer rahatsızlıklar adet düzensizliğine yol açabilir. Bu nedenle, sık sık adet düzensizliği yaşıyorsanız altında yatan nedenin kesin olarak belirlenebilmesi ve uygun tedavinin gerçekleştirilebilmesi için bir doktora görünmelisiniz. Adet düzensizliğine veya anormalliğine yol açan aşağıdaki durumlar ve hastalıklar dışında, adet görmenin tamamen durduğu “amenore” durumu bulunmaktadır. Hamile olmayan, emzirmeyen ve menopoza girmemiş kadınlarda, 90 günden uzun yaşanan “amenore” (adet görmeme) anormal olarak kabul edilmektedir. Göğüsleri gelişmeye başladıktan sonra 3 yıl içinde veya 15-16 yaşında adet görmeye başlamamış olanlar “adet görmeme” ile karşı karşıya olabilir. Adet düzensizliğinin bazı nedenleri şu şekilde sıralanabilir: Stres: Aşırı kilo alma veya zayıflama, yetersiz beslenme ve düşük kalorili diyet programları, egzersiz rutininde yapılan değişiklikler, gerginlik, hastalıklar, seyahat ve günlük hayatı etkileyen değişiklikler adet düzensizliğine yol açabilir. Doğum Kontrol Hapları: Doğum kontrol haplarının çoğu östrojen ve progestin hormonlarının (bazıları sadece progestin içermektedir) bir kombinasyonunu içerir. Bu haplar yumurtalıkların yumurta bırakmasına engel olarak hamileliği önler. Doğum kontrol hapı kullanmak veya bırakmak adet düzensizliğine neden olabilir. Adet düzeninin sağlanması, hap bırakıldıktan sonra 6 ayı bulabilir. Sadece progestin içeren doğum kontrol hapı kullananlar adet aralarında kanama yaşayabilirler. Uterin Polipleri veya Miyomları: Rahim polipleri, rahmin iç tabakasında görülen küçük (kanserli olmayan) oluşumlardır. Miyomlar ise rahim duvarına yapışık halde bulunan tümörlerdir. Boyutları 0.5 mm’den 10-15 santime kadar olabilir. Miyomlar genellikle iyi huyludur ancak ağır kanamalara ve ağrıya neden olabilirler. Miyom büyüklüğüne bağlı olarak mesane ve makata baskı yapabilir. Endometriozis: Rahmi kaplayan ve her ay adet akıntısı ile birlikte atılan endometriyal doku, rahim dışında büyümeye başladığında “endometriozis” görülür. Doku yumurtalık, altı sindirim sistemi, rektum ve rahim arasındaki bölge, bağırsak, fallop tüpleri ve bölgedeki diğer organlar üzerinde büyüyebilir. Endometriozis belirtileri arasında adet düzensizliği dışında; kramplar, cinsel ilişki sırasında ağrı, anormal kanama, adet öncesi ve sonrası ağrılar bulunmaktadır. İltihaplı Pelvik Hastalığı: Kadın üreme sistemini etkileyen “iltihaplı pelvik” bakteriyel bir enfeksiyondur. Cinsel temas yoluyla vajinaya giren bakteriler, rahim ve üst genital sisteme yayılabilir. Bu bakteriler ayrıca düşük, doğum ve kürtaj operasyonu sırasında üreme organlarına bulaşabilir. Belirtileri arasında adet düzensizlikleri, vajina bölgesinde hoş olmayan koku, leğen kemiğinde ve alt karın bölgesinde ağrı, ateş, bulantı, kusma, ishal ve ağır vajinal akıntı bulunmaktadır. Polikistik Yumurtalık: Polikistik over sendromunda yumurtalıklar normalden fazla androjen (erkeklik hormonu) üretir. Bunun sonucu olarak sıvı dolu keseler (kistler) oluşabilir. Yüksek miktarda androjen yumurtaların olgunlaşmasını önler ve ovülasyon (yumurtanın atılması) gerçekleşmez. Bu durum genellikle obezite, kısırlık, hirtuism (aşırı kıllanma) ile ilişkilidir. Prematüre Yumurtalık Yetmezliği: Bu durum genellikle 40 yaş altındaki, yumurtalığın fonksiyonlarını tam olarak yerine getirmediği kadınlarda görülmektedir. Adet kanamaları düzensiz olabilir veya hiç olmayabilir. Genetik olarak görülebileceği gibi kemoterapi ve radyasyon terapisi nedeniyle oluşabilir. Adet Düzensizliğinin Diğer Nedenleri Aşırı kilo alma veya kilo kaybı Aşırı egzersiz Endometrial hiperplazi (rahim astarının kalınlaşması) Rahim kanseri Tiroid sorunları Diyabet Karaciğer sirozu Sistemik lupus Gebelik komplikasyonları (düşük veya dış gebelik) Östrojen takviyeleri Kan inceltici ilaçların kullanımı Doğum kontrolü için rahim içi araçlarının kullanımı Steroidler Antidepresan kullanımı Östrojen ve/veya progesteron dengesizliği Adet Düzensizliği Ne Demektir? Adet dönemi çoğu kadında 4-7 gün arası sürer ve genellikle her 28 günde bir yaşanır. Ancak, 21 günden 35 güne kadar (bazı kaynaklarda 24-34 olarak belirtilmiş) olan adet döngüsü normal olarak kabul edilmektedir. Anormal veya düzensiz adet dönemi olarak kabul edilen bazı durumlar ise şu şekildedir: 21 günden kısa veya 35 günden uzun aralıklarla yaşanan adet Arka arkaya 3 veya daha fazla adet görememe Adet kanamasının normalden çok hafif ya da fazla olması 7 günden uzun süren adet dönemi, ağrı, kramp, kusmayla birlikte görülen adet Adet aralarında fazla kanama olması İlişki sonrası kanama olması ve menopoz sonrası meydana gelen kanamalar. Rektum’da meydana gelen kanamalar (ishal, kolit, hemoroid ve diğer nedenlerle olabilir) adet kanamasıyla karıştırılabilir. Kanamanın nereden geldiğinden emin olmak için bir kaç gün tampon kullanabilirsiniz. Adet düzensizliğini belirlemek için; Adet döngüsünü, ne zaman başladığını ve bittiğini not alın Kullandığınız ped veya tampon sayısını not ederek adet sırasında ne kadar akıntı olduğunu belirleyebilirsiniz Adet dönemleri arasında veya cinsel ilişki sonrası kanama olup olmadığına dikkat edin Adetle ilgili normal dışı durumları not edin Tampon, enfeksiyona neden olmaması için günde en az iki kez değiştirilmelidir. Aspirin gibi bazı ilaçlar kanamayı arttırabileceğinden adet dönemlerinde kullanılması tavsiye edilmez. Adet dönemleriniz çok ağrılı geçiyorsa uygun ağrı kesiciler için doktorunuza danışabilirsiniz. NOT : ALINTIDIR. Benzer yazılar ADET DÜZENSİZLİĞİ ADET DÜZENSİZLİKLERİNİN NEDENLERİ Adet düzensizliğinin sebepleri Adet düzensizliği sorunu kadınlarda sıklıkla görülebilmekte ve stres, ani kilo değişiklikleri, uykusuzluk gibi pek çok nedenden ötürü ortaya çıkabilmektedir. Özel Medline Antalya ... AYBAŞI hastalıkları (adet düzensizliği,kanama bozukluğu) Adet kanaması nedir?;Seks hormonları olan östrojen ve progesteronun yumurtalıklardan üretiminin durmasıyla, rahim içindeki rahim iç duvarının fonksiyon tabakasının dökülerek kanama şeklinde atlmasıdır. Her kanamanın başlangıcı, ... Dismenore(Adet sancısı) Adet sancısı;Adet kanamsı sırasında meydana gelen ağrıdır.Adet kanamalarının iki çeşidi vardır. Primer dismenore:Genellikle buluğ çağında başlayan, ilerleyen yaşlarda ve gbelikle birlikde hafifleyen ağrılardır. Sekonder dismenore:Başka ... RAHİM hastalıklarına iyi gelen bitkisel tedaviler Rahim hastalıkları nelerdir?; 1- Rahim sarkması; Rahim normalde bulunması gereken yerden aşağıya, vajinaya doğru sarkmıştır. Bazen dışardan görünecek kadar aşağı gelebilir. Rahim sarkmasının nedenleri; Rahmi ...
Devamını oku »